Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/899 E. 2013/15212 K. 09.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/899
KARAR NO : 2013/15212
KARAR TARİHİ : 09.10.2013

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Bedelsiz senedi kullanma suçunun oluşabilmesi için; sanığın elinde borçlusunca bedelinin tamamı yada kısmen ödenmiş bir senet olmalı ve bunu kısmen veya tamamen ödenmemiş gibi tahsile koyması veya bir başkasına devretmesi gerekmektedir. Borcun bir bölümü ödenmiş ve geri kalan miktar için elinde tuttuğu senedi, tümü veya kalandan fazla miktarı için kullanan sanığın fiili de bedelsiz senedi kullanma suçunu oluşturacaktır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Mandıra işi yapan sanığın katılandan düzenli olarak süt satın alması hususunda tarafların anlaştıkları, katılanın yapacağı süt teslimatına binaen sanıktan bir miktar avans aldığı ve karşılığında da teminat olmak üzere beyaz bono verdiği, bir süre sonra hesap çıkarıldığında katılanın sanığa 9700 kg süt borcu olduğunun belirlendiği, nakit ödeme yapamayacağından katılanın kendisine ait traktör ve römorkunu borcuna mahsuben sanığa vermeyi önerdiği, teklifi kabul eden sanığın 20/07/2008 tarihli sözleşme ile teslim aldığı traktör ve römork karşılığında katılandan alacağı
kalmadığını imzalayıp kabul ettiği, katılan teminat olarak verdiği bonoyu geri istediğinde ise yanında olmadığını söyleyip bilahare ciro edip bankaya vererek kullanmak suretiyle bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediği iddia olunan olayda, mahkemece sanığın imzalanan sözleşmeye rağmen bonoyu bankaya ciro edip kullandığı kabulü ile bedelsiz senedi kullanma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, sanık kovuşturma aşamasındaki sorgusunda alacağına karşılık traktör ve römorku teslim aldığına dair sözleşmeye imza atmadan evvel 2008 yılı Nisan ayı içerisinde bonoyu borçlu bulunduğu bankaya ciro edip verdiğini beyan etmiş olup, bononun sözleşmeden evvel mi yoksa sözleşme akdedildikten sonra mı bankaya ciro edildiği hususu suçun vasıflandırılmasını doğrudan etkileyeceğinden, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, bononun hangi tarihte kendilerine ciro edilerek teslim edildiği hususunun ilgili bankaya sorulup kesin olarak tespitinden sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini ile eylemin dolandırıcılık suçunu teşkil etmesi halinde görevsizlik kararı verilip verilmeyeceğinin de değerlendirilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2)Hükümde temel ceza belirlenirken uygulama maddesinin 5237 sayılı TCK’nın 156/1 maddesi yerine 106/1 maddesi olarak gösterilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.