YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/892
KARAR NO : 2013/14257
KARAR TARİHİ : 26.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, sanığa ait evi 112.000,00 TL karşılığında üzerindeki ipotekle birlikte tapu müdürlüğünde satın aldığı, 30.000 TL elden nakit para verdiği, kalan kısmını da aralarındaki anlaşma gereğince kısa bir sürede ipoteğin kaldırılması için sanığın banka hesabına havale ettiği, ancak sanığın ipoteği kaldırmak yerine hesabına yatan parayı çekerek kredi borcu taksitlerini düzenli olarak ödemeye devam ettiğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın aşamalardaki değişmeyen savunmasında evini üzerindeki ipotek nedeni ile değerinin çok altında sattığını, elden para almadığını ve ipoteği hemen kaldıracağını vaat etmediği yönündeki beyanın aksini ispatlar tarafların arasında yazılı bir anlaşmanın bulunmaması, evin üzerinde bankaya ait ipotek bulunduğunun saklanmaması ve tapu müdürlüğünde devrinin yapılması, ipoteğe esas borcun banka ile aralarındaki sözleşme gereğince sanık
tarafından ödenmeye devam edildiğinin tespit edilmesi karşısında katılanın zararının doğmadığı gözetilerek sanığın dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiş; bu hususta bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 26.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.