YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1782
KARAR NO : 2013/21108
KARAR TARİHİ : 26.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Fikir ve eylem birliği içinde hareket eden sanıkların, İzmir 24. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/130 E; 293 K. sayılı dava dosyasının konusu olan tanık … kimliğini ele geçirip, sanık …’in bu kimlikteki fotografı söküp yerine arkadaşı (tanık …’a akrabası olduğunu söylediği) sanık …’ın fotografını yapıştırıp bu kimliği kullanarak T.E.B’ye başvurarak limiti 7.000 TL olduğu söylenen kredi kartını almaları sonrasında, sanık …’ın müşteri olarak samimiyet kurduğu ve kendisini “gazi …” olarak tanıttığı esnaf-katılana “… T.E.B’de kredi kartı hesabım var, kartımı bulamıyorum, acil nakde ihtiyacım var, telefon bankacılığı sistemini kullanalım, senin kredi kartları hesabına para havalesi yaptıralım, hafta sonu olduğu için havaleler hafta başı hesabına geçer sen bana nakit ver, üstüme başıma da giysiler alıver, inanmıyorsan bankadan sor hesapta param var…” diyerek, katılanın ilgili bankayı telefonla aramasını ve gerçekten de T.C. kimlik no’sunu da vererek sorduğu kişi adına kart hesabında
2.000 TL para olduğunu öğrenmesini sağlayıp, güven teminini müteakip sanık …’ın yeniden telefon bankacılığı sistemi ile katılana ait iki ayrı kredi kartı hesabına havale talimatları vermesiyle katılanın sanığa 700 TL nakit para vermesi ve kendisine ait kredi kartı ile bir mağazadan sanık adına alışveriş yapması, böylece haksız yarar sağlamaları eylemlerinin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 62. maddesinin tatbikinden önce aynı kanunun 52/2. maddesi uygulanıp, adli para cezasının temel gün birim sayısı esas alınarak belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkrasının 3. paragrafında yer alan “1.666,00’ar TL” ibaresinin çıkartılıp yerine “83 GÜN” ibaresi yazılması ve bu paragrafın 2. paragraf sırasına kaydırılması ile hüküm fıkrasının 2. paragrafında bulunan “2.000,00” rakamının yerine “1.660” rakamı yazılmak ve bu paragrafın da üçüncü paragrafa kaydırılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.