YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1764
KARAR NO : 2013/21106
KARAR TARİHİ : 26.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yüklenen suçtan tutuklu olmayan, 07/11/2008 tarihinde mahkemesi huzurunda sorgusunu müteakip hakkındaki yakalama emri kaldırılan, 26/12/2008 tarihinde başka suçtan hükümlü bulunduğu bildirilerek Çankırı-Orta Cezaevine nakledilen ve duruşmada hazır bulunmak isteğini mahkemeye açıkça iletmemiş olan sanığın, hükmün de tefhim olunduğu son celsede hazır bulundurulmaması savunma hakkının kısıtlanması mahiyetinde olmadığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın, 21/12/2006 tarihinde düzenlenen ilk vade tarihi 20/01/2007 olan senetler karşılığı taksitli olarak satın aldığı R/B marka ıslak sistem elektrikli süpürgeyi teslim almasına rağmen, katılan şirket namına imzalayıp verdiği ve üzerinde 15/12/2006 tarihli Ankara 1. Aile Mahkemesi kararı ile boşandığı (kesinleşme tarihi 15/02/2007) eski eşi …’in oturduğu ev adresini yazdığı senetleri ödemediği, 26/03/2007 tarihli ihtarnamenin de senette yazılı adreslerde tebliğ olunamadığı, yazılı telefon numaralarından da kendisine ulaşılamadığı böylece baştan beri suç kastı ile hareket ederek haksız yarar sağlaması eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Sanığın, 15/02/2007 tarihinde kesinleşen boşanma kararı öncesinde katılan şirketten 21/12/2006 tarihli sözleşme çerçevesinde var olan adres ve telefon numaralarını da yazarak verdiği senetlere dayalı olarak suça konu eşyayı satın aldığı dosya kapsamından anlaşılmakla; eyleminin hukuki uyuşmazlık kapsamında kaldığı gözetilerek beraatine karar verilmesi yerine yazılı gerekçeyle mahkumiyetine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.