Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15856 E. 2012/41423 K. 17.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15856
KARAR NO : 2012/41423
KARAR TARİHİ : 17.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … yönünden hakkında verilen mahkumiyet kararı yönünden yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 05.10.2010 gün ve 2-169-188 ve 14.02.2012 gün ve 2-401-39 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere “temyiz merciinin” kararda gösterilmemesi temyiz süresinin işlemesini ortadan kaldırmayacağından tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Sanık müdafiinin yüzüne karşı tefhim olunan 29/12/2008 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanık … müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 06/01/2009 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararı yönünden katılan …’nın suça konu taşınmaz üzerinde kurulan tedbir kararı hakkında karar verilmediğine yönelik temyiz talebinin mahkemesince 14/05/2012 tarih 2006/341 E. 2008/540 sayılı ek kararı ile yerine getirildiği belirlenerek, yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Katılanın suça konu taşınmazını satışa çıkardığı öğrenen sanıklardan …’un eve alıcı olduğu ancak bankanın kredi vermemesi gerekçe göstererek almadığı ve sanık …’i gönderdiği, sanık …’in kız arkadaşı olarak tanıttığı bir bayanla gelerek eve alıcı olduğu, sonrasında dayısının oğlu olarak tanıttığı sanık … ile birlikte geldiği ve parayı dayısının vereceğinden evin satış vekaletinin dayısının oğlu olarak tanıttığı … adına yapılmasını teklif ettikleri ve katılanın da bu teklifi kabul ederek sanık …’e evin satımı hususunda vekalet verdiği, sanık …’in de katılana 5000 YTL peşin para verdiği ve 10.000 YTL,10.000 YTL ve 5000 YTL olmak üzere üç adet senedi de imzalamak sureti ile katılana verdiği ve evin toplamda 30.000 YTL’ye satışının kararlaştırıldığı, ancak katılanın verilen senetlerde alıcı ve borçlu hanesinde sanık …’in imzasının bulunduğunu tespit etmesi üzerine senetleri …’e iade ettiği ve yeniden üç adet senet düzenlendiği, bu defa sanık …’in bu senetleri de kefile imzalatmak üzere aldığı ancak bir daha geri getirmediği, sanık …’in de vekaleti aldığından bir gün sonra suça konu evi sanık …’ya sattığı ve …’un üç adet araba ve 7000 YTL nakit para karşılığında anlaştığı katılan …’ya tapuyu devretmesi için sanık …’e talimat verdiği ve suça konu evin devredildiği olayda iştirak halinde dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükmedilen gün adli para cezasının, adli para cezasına çevrilmesi ve taksitlendirilmesi sırasında uygulama maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6.maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 Sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK’nın 322.maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün B fıkrasının 6. bendinin baş kısmına “TCK’nın 52/2. maddesi gereğince” ve 7. bendinin baş kısmına “TCK’nın 52/4 maddesi gereğince” ibarelerinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında verilen beraat kararı yönünden yapılan inceleme;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
4-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararı yönünden yapılan incelemede;
Sanık …’in tüm savunmalarında katılan …’den evini almada aracı olduğunu, …’nin güvenmemesi nedeniyle ev ile ilişkisini kestiğini, beyan etmesi ve tüm dosya kapsamından …’nin evinin alımı ile ilgili gelişen hileli hareketlerin eylem ve fikir birliği içinde bulunan mahkum olan diğer sanıklar tarafından gerçekleştirildiği anlaşılması karşısında, sanık …’in suçla ilgisi denetime izin verilecek şekilde açıklanmadan yazılı şekilde hüküm verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.