YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11178
KARAR NO : 2012/44275
KARAR TARİHİ : 27.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır.Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Ceza Genel Kurulu’nun 26.06.2012 gün ve 1-76/258 sayılı kararında belirtildiği gibi,amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada “suçsuzluk” ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve latince “in dubio pro reo” olarak ifade edilen kuşkudan sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında cezalandırılması bakımından göz önünde bulundurulması gereken her hangi bir soruna ilişkin kuşkunun sanığın yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği, işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi ya da vasıflandırılması konusunda kuşku belirmesi halinde uygulanacağı gibi dava koşulları bakımından da geçerlidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; katılanın arabasında meydana gelen zararın sanık tarafından yapıldığının iddia edildiği, sanığın ise suçlamayı tüm aşamalarda
reddettiği, olayın görgü ve bilgisi olan tanığının bulunmadığı ve katılanın iddiasının başkaca delille desteklenmediği anlaşılmaktadır. Mahkemenin sanığın üzerine atılı suçun işlendiği iddiası dışında delil bulunmadığından vermiş olduğu beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan ve O yer Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 27/11/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Yapılan duruşmaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere göre; katılan … ile sanık … arasında … ortaklığı nedeniyle oluşan, ve katılanın mahkeme kararı ile kesinleşen alacağının bulunduğu sanık ve yakınlarının katılanı bu nedenle tehdit etmeleri üzerine haklarında açılan kamu davasının Yargıtay’da temyiz incelemesi aşamasında bulunduğu;
Olay tarihinde de katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanları ile sanığı bizzat aracına taş atarken gördüğünü, sanığı motosikletle kaçtığı sırada aracı ile bizzat takip ettiğini sanığın ara yollara saparak kaçması üzerine polise şikayette bulunduğunu, beyan etmesi ve polis tutanaklarına göre de mevcut hasarın sabit olup katılana ait aracın kırılan ayna camına ait parçaların olay mahalli olan sanığa ait arazi yanında bulunduğunun belirlenmesi karşısında sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, sanığın beraatine ilişkin mahkeme kararının ONANMASINA, yönelik çoğunluk görüşüne katılmıyorum.