Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22700 E. 2013/7970 K. 30.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22700
KARAR NO : 2013/7970
KARAR TARİHİ : 30.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın oğlunun psikolojik sorunlarına çare bulmak amacı ile ….. lakaplı sanığın yanına gittiği, sanığın kabir uykusuna yattıktan sonra oğlunun rahatsızlığının ne olduğunu anlayabileceğini söyleyip ertesi gün katılana gelmesini söylediği, kararlaştırılan günde sanığın katılandan, oğlunda papaz büyüsünün olduğunu ve oğluna ait eşyaların mezarda bulunduğunu, bunları mezardan çıkarınca oğlunun iyileşebilieceğini söyleyip 500,00 TL parayı aldıktan sonra sanık, katılan ve arkadaşı tanık … ile birlikte bir mezarlığa gittikleri, sanığın mezarlıktan elinde erkek kilotu ile geri geldiği, ertesi gün de katılan ile sanığın başka bir mezarlığa götürdüğü, sanığın buradaki mezarlıktan elinde atlet, kilot ve üç şişe sirkeli su ve benzerleri ile döndüğü ve büyüyü bozduğunu oğlunun artık eve döneceğini söylediği, aradan geçen zamana rağmen katılanın, oğlunun eve dönmemesi üzerine daha önceden vermiş olduğu parasını talep ettiği, ancak sanığın iade etmediği şeklindeki eyleminin dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 30.04.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.