Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2328 E. 2013/14954 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2328
KARAR NO : 2013/14954
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, … plaka sayılı kamyonu ile nakliyecilik işini yaptığı, kimliği tespit edilemeyen bir kişinin kereste ve laminant parke işi yapan katılanı telefon ile arayarak … … Kız Öğrenci Yurdu adına malzeme alacaklarını, parayı … Holding’in vereceğini söylemesi üzerine laminant parke ve benzeri gibi malzemelerin alım ve satımı hususunda anlaştıkları, aynı şahsın bu kez nakliye firması olan tanık …’ı arayarak …’a götürülecek mallarının bulunduğunu, 10 tekerlekli kamyona ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine tanık …’ın daha önceden tanıdığı ve 10 tekerlekli kamyonu olduğunu bildiği sanığı arayarak üçüncü sanayide … Kerestecilikte yük olduğunu, bunun …’a götürülmesi gerektiğini söylemesi üzerine sanığın nakliye firmasına gittiği, burada yükün sahibi olarak bildiği … isimli kişinin de olduğu, nakliye parasını ondan peşin aldığı, …’ın, sanığa kapalı bir zarf vererek yükün yükleneceği … Kerestecilik yetkililerine vermesini istediği, sanığın bunun üzerine zarfla birlikte … Keresteciğe gittiğinde kendisine “Yük yüklenmeden önce çek gelecekti” şeklinde söylenmesi üzerine …’ın vermesini istediği kapalı zarfı katılana verdiği, daha sonra yükü yükleyip …’a götürmek üzere yola çıktığı, yolda seyir halindeyken telefonla arayan bir kişinin yükü …’ye götürmesi gerektiğini söylediği, bunun üzerine sanığın, tanık …’ı arayarak sorduğunda, tanığın parasının verileceğini, istedikleri yere götürmesini söylemesi nedeniyle …’ye gittiği, burada yol üzerinde durması söylendiğinden belirtilen yerde durduğu, yükün orada bulunan kişiler tarafından indirildiği, daha sonra katılanın suça konu çeki bankaya ibraz ettiğinde sahte olduğunun anlaşıldığının iddia edildiği olayda;
Sanığın savunmalarında, … isimli kişiden aldığı ve içinde çek bulunan zarfı katılana verdiğini belirtmesi, bu beyanının katılan tarafından da doğrulanması karşısında; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması bakımından, suça konu çekin arkasında ciranta olarak görünen … kız öğrenci yurdunun suç tarihinde faaliyette olup olmadığı ve katılanla bu şekilde ticari faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının araştırılması ile suça konu çeki verdiği ileri sürülen … isimli kişinin gerçekte var olup olmadığı, kimlik ve adres bilgilerinin bulunup bulunmadığı, dosyada yer alan ve … tarafından kullanıldığı belirtilen … numaralı telefonun suç tarihlerinde kimin adına kayıtlı olduğu ilgili kurumlardan araştırılıp, bu kişinin bulunması halinde çekin eline ne şekilde geçtiğinin sorulması ile imza ve yazı örneklerinin alınıp, sanık ile …’ın başka amaçla atılmış samimi yazı ve imzalarını içeren belgelerin temin edilerek, suç konu çek üzerinde bilirkişi marifetiyle imza ve yazı incelemesi yaptırıldıktan sonra, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.