Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2842 E. 2013/14141 K. 26.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2842
KARAR NO : 2013/14141
KARAR TARİHİ : 26.09.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Her ne kadar mahkemece “Hükümlü …’un uyarlama yargılaması sonucunda evvelce verilen 26.12.2005 gün ve 2001/1166 esas, 2003/28 karar sayılı ek kararı yasal süreden sonra temyiz ettiği, uyarlama kararı kesinleştiğinden yeniden ek karar tesisine yer olmadığına” şeklinde karar verilmiş ise de; … 8. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26/12/2005 tarih, 2001/1166 esas, 2003/28 karar sayılı hükmünün sanıklar … ve … ile katılan Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 13/11/2008 tarih 2008/5934 Esas, 2008/11809 Karar sayılı ilamı ile katılan hazine vekilinin sanık … hakkındaki hükümleri de içeren temyiz isteği kabul edilerek, sanıklar … ve … hakkındaki hükümler de bozulmuş olduğundan, Yargıtay bozma ilamı sonrasında mahkemece sanık … hakkındaki kamu davaları hakkında da hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321’nci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Ancak, 2001 yılı Haziran ayı olan suç tarihinden hüküm tarihine kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 26.09.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Karşı oy :
Sanık … hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 02/07/2001 tarih ve 2001/14223 esas sayılı iddianamesi ile 765 sayılı TCK’nın 510, 522; 503/1, 522 maddeleri gereğince hizmet sebebi ile emniyeti suistimal ve dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması talebiyle dava açılmış ve yargılama sonucunda … 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2003 tarih ve 2001/1166 esas, 2003/28 karar sayılı kararı ile sanık …’ın 765 sayılı TCK’nın 491/3 ve 503/1. maddeleriyle cezalandırılmasına karar verilmiştir. Sözü edilen kararın sanıklar … ve … ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2005 tarih ve 11/2004/143847 sayılı yazısı ile dosya, 31.03.2005 tarih ve 25772 sayılı mükerrer resmi gazetede yayımlanan 23.03.2005 tarih ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 8. maddesinin 2. fıkrası gereğince 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK hükümlerine göre değerlendirme yapılması için mahkemesine geri gönderilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının dosyayı geri gönderme işlemi Anayasa Mahkemesinin 07.11.2007 tarih ve 26693 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan .05./04./2007 tarih ve 127/42 sayılı iptal kararından önce olduğu için bozma kararının hukuki sonuçlarını doğurmuştur.
Ortada hukuken geçerli bir mahkeme kararı kalmadığı halde … 8. Asliye Ceza Mahkemesince 26.12.2005 tarih ve 2001/1166 esas, 2003/28 karar sayılı ek kararla “suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı yasa sebebiyle uyarlama yapılmasına yer olmadığına karar verilerek esas kapatılmıştır.” Sözü edilen ek karara karşı sanıklar ve katılan vekili tarafından temyiz talebinde bulunulması üzerine; Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 13.11.2008 tarih ve 2008/5934 esas, 2008/11809 karar sayılı kararıyla sanık …’un temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verilerek, sanık … ve katılan hazine vekilinin sanıklar … ve …’e yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi sonucu;
1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iade işlemi temyiz sürecini sonlandıran, yerel mahkeme kararını ortadan kaldıran, mahkemece uyulması zorunlu olan kendine özgü bir işlem olup dosyanın iadesi ile temyiz edilen karar ortadan kalkmakla yeniden yapılan yargılama sonunda 5271 sayılı CMK’nın 230 ve 232. maddelerine uygun ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde yeni bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı,
2-… gerekçeleri ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin bozma kararından sonra … 8. Asliye Ceza Mahkemesince 22.04.2009 tarihinde yapılan duruşmada bozma kararına uyulduktan sonra ;
1-Hükümlü …’un uyarlama yargılaması sonunda evvelce verilen 26.12.2005 gün ve 2001/1166 esas, 2003/28 karar sayılı ek
kararı yasal süreden sonra temyiz ettiği, uyarlama kararı kesinleştiğinden yeniden ek karar tesisine yer olmadığın
2-Hükümlü …’in dolandırıcılık suçundan eylemine uyan TCK’nın 503/1. maddesi uyarınca … cezalandırılmasına karar verilmiştir
Görüldüğü gibi, sanık … hakkındaki … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/01/2003 tarih ve 2001/1166 esas, 2003/28 karar sayılı kararı, 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesinin verdiği yetkiye dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.10.2005 tarih ve 11/2004/143847 sayılı geri gönderme yazısı ile hükümsüz kalmıştır.
Geri gönderme üzerine … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin sanık … hakkında verdiği 26.12.2005 tarih ve 2001/1166 esas, 2003/28 karar sayılı ek kararı da Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 13.11.2008 tarih ve 2008/5934 esas, 2008/11809 karar sayılı ilamında açıkça belirtildiği gibi, katılan hazine vekilinin temyizi üzerine bozulmuştur.
Böylece … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2003 tarihli kararı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 5320 sayılı Kanunun 8/2. maddesi gereğince geri çevrilmekle, mahkemenin 26.12.2005 tarihli ek kararı da Yargıtay 11. Ceza Dairesince bozulmakla, ortada sanık … hakkında hukuken geçerli bir karar kalmamıştır.
Sanık … hakkındaki 26.12.2005 tarihli karar, Sayın çoğunluk tarafından tespit edildiği gibi katılan hazine vekilinin temyizi üzerine bozulduğu halde, bu defa temyiz incelemesine konu edilen … 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.04.2009 tarih ve 2009/9 esas, 2009/378 karar sayılı kararında; “Hükümlü …’un uyarlama yargılaması sonucunda evvelce verilen 26.12.2005 gün ve 2001/1166 esas, 2003/28 karar sayılı ek kararı yasal süreden sonra temyiz ettiği, uyarlama kararı kesinleştiğinden yeniden ek karar tesisine yer olmadığına şeklinde karar verilmiştir.
Sonuç olarak sanık … hakkındaki mahkemenin 22.01.2003 ve 26.12.2005 tarihli kararları bozulmuş olduğu, incelemeye konu olan 22.04.2009 tarih ve 2009/9 esas 2009/378 karar sayılı kararda da sanık hakkında 5271 sayılı Kanunun 223. maddesi anlamında bir hüküm bulunmadığı,” öncelikle yerel mahkemenin bir hüküm kurması gerektiği, bu aşamada Dairemizce karar verilemeyeceği bu nedenle dosyanın temyiz incelemesine yer olmadığına karar verilerek mahkemesine iadesi gerektiği düşüncesiyle Sayın çoğunluğun hükmün bozulması ve davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi düşüncesine katılmıyorum.