YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/18152
KARAR NO : 2013/14183
KARAR TARİHİ : 26.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, mala zarar verme
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; 04/10/2007 tarihli celsede sanıktan şikayetçi olmadığını beyan eden …’ün işleticisi olduğu birahaneye gelen sanığın, o sırada işyerinde-kasada olan 31/12/2007 tarihli celsede şikayetçi olmadığını bildiren mağdur …’dan ucuz
bira talebinde bulunması, isteminin kabul edilmemesine sinirlenerek oturmakta olduğu ahşap sandalyeyi duvara doğru fırlatarak görgü-tespit tutanağında belirtilen aynayı, bira testisini ve sandalyeyi kırması eyleminin “mala zarar verme” ve hemen ardından “neyse parasını vereceğim, on adet bira sar” diyerek cebinden 30 lira çıkaran sanığın, bu durumunu görüp, ödeme yapacağına inanan mağdur …’ın elindeki parayı sayar gibi yapan sanığa poşet içinde on adet birayı teslim ettiğinde, parayı vermeden poşetle birlikte aniden işyerinden çıkıp kaybolması eyleminin ise “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
1- TCK’nın 151/1 maddesinde tanımlanan, sanığa yüklenen “mala zarar verme” suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete tabi olduğu, … ve …’ün 04/10/2007 ve 31/12/2007 tarihli celselerde sanıktan şikayetçi olmadıklarını bildirdikleri nazara alınarak; “mala zarar verme” suçundan açılan kamu davasının TCK’nın 73 ve CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca “düşmesine” karar verilip verilmeyeceğinin karar yerinde tartışılmaması,
2- Yüklenen “dolandırıcılık” suçu açısından ise; Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 12/06/2012 tarih ve 2011/15-440 E; 2012/229 K sayılı kararında da belirtildiği gibi, somut olayda zilyedliğin para alınmadan devredilmesi iradesi mağdur …’da olmadığından sanığın eyleminin “dolandırıcılık” değil, “hırsızlık” suçunu oluşturduğu dikkate alınmadan suç vasfının belirlenmesinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/09/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.