YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/824
KARAR NO : 2013/13719
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Ticarî faaliyeti meslek olarak icra eden kişilerin, güvenilirliğini sağlamak amacıyla, bu suçun, tacir (kişisel olarak ticaretle uğraşan kimseler) veya şirket yöneticisi olan yada şirket adına hareket eden kişilerin ticarî faaliyetleri sırasında işlenmesi, TCK’nın 158/1-h bendinde nitelikli hâl kabul edilmiştir. Bu kavramlar Türk Ticaret Kanunun ilgili hükümlerine göre belirlenecektir. Türk Ticaret Kanunu’nun 14. maddesinde; Tacir, kişisel durumları ya da yaptığı işlerin niteliği nedeniyle yahut meslek ve görevleri dolayısıyla, kanundan veya bir yargı kararından … bir yasağa aykırı bir şekilde ya da başka bir kişinin veya resmî bir makamın iznine gerek olmasına rağmen izin veya onay almadan bir ticari işletmeyi işleten kişi de tacir sayılır.
“denilmektedir. Ticaret şirketleri, aynı yasanın 124. maddesinde, ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir. Bu kanunda, kollektif ile komandit şirket şahıs; anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır” şeklinde tanımlanmıştır. Kooperatif yöneticilerinin, kooperatifin faaliyeti kapsamında, dolandırıcılık suçunu işlemeleri de nitelikli hâl, kabul edilmiştir. Üye sayısı dolmasına rağmen, üyeliğe kabulün devamından bahsederek üye kayıt edilmiş gibi kişinin parasının alınması bu suç tipine örnek gösterilebilir. Kooperatif yöneticilerinin kimler olduğu 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 55 ve devamı maddelerinde tanımlanmıştır. Buna göre; Yönetim Kurulu, kanun ve ana sözleşme hükümleri içinde kooperatifin faaliyetini yöneten ve onu temsil eden icra organıdır. Yönetim Kurulu en az üç üyeden kurulur. Bunların ve yedeklerinin kooperatif ortağı olmaları şarttır. Yönetim Kurulu üyeliğine seçilen tüzel kişiler, temsilcilerinin isimlerini kooperatife bildirir. Bu suçun oluşabilmesi için, tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılık suçunu ticari faaliyetleri sırasında işlemiş olmaları gerekir. Keza, kooperatif yöneticilerinin bu nitelikli halden cezalandırılabilmeleri için suçun kooperatifin faaliyeti kapsamında, işlenmesi gereklidir. Bu suçun faili tacir veya şirket yöneticisi yada şirket adına hareket eden kişi yada kooperatif yöneticisi olabilir.
Müşteki… ve katılan …’in 07/07/2005 tarihinde sanık …’ya Anka Kuşu adında …’de, bir … şirketi kurdurmak için 06/06/2005 tarihinde vekalet verdikleri sanık tarafından şirketin kurulduğu, sanık …’in, 08/07/2005 tarihinde şirket karar defterindeki 1 nolu kararı kendisinin hazırladığı, şirket ortakları olan müşteki ve katılanın imzalarını sahte olarak atarak, bu kararı da noterden onaylatarak Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayınlattığı, sanık …’in bu şekilde özel belgede sahtecilik suçunu işlediği, şirketi temsile yetkili olarak atanan sanık …’nın da şirket adına arsa satın almak için İngiltere’de bulunan müşteki ve katılandan 350.000 Paund istediği, bu paranın Türkiye’de bir bankaya gönderilmesinden sonra vekaletle parayı çekerek Euro’ya çevirip, satın alması için vekalet verilen söz konusu araziyi 400.000 Euro bedelle satın aldığı, o tarihteki kur hesabıyla aradaki fark olan 75.000 Paund tutarındaki parayı da müşteki ve katılana iade etmediği ve araziyi 350.000 Paund bedelle satın almış gibi göstererek müşteki ve katılanı hataya düşürerek haksız kazanç sağladığı, bu şekilde her iki sanığın
eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık …’in muhasebeci olup müşteki ve katılanın talimatı ve vekaleti doğrultusunda hareket ettiği, karar defterinden de anlaşılacağı üzere müteakip işlemler nedeni ile alınan kararların şirket ortaklarınca imzalandığı, daha sonraki kararları imzalayan müşteki ve katılanın ilk imza konusunda itirazda bulunmadıkları, bu şekilde verilen vekaletname gereğince sanığın belgeleri imzalaması konusunda muvafakatlarının bulunduğunun anlaşılacağı, bu doğrultuda sanık … tarafından imzaların atıldığı, sanık …’nın imzaların atılması olayıyla herhangi bir ilgisinin bulunmadığı; sanık …’nın da, kendisine verilen vekaletname gereğince alım satım yapmış olması, ibraz edilen ve içeriği taraf vekillerince de doğrulanan ibranameye göre de müşteki ve katılan ile arasındaki ilişkinin alacak verecek meselesine bağlı hukuki anlaşmazlık niteliğinde olduğu, bu anlaşmazlığın da, taraflarca imzalanan ibraname ile ortadan kalktığı, bu nedenle dolandırıcılık suçunun unsurlarının somut olayda oluşmadığı, sanık …’in de, dolandırıcılık oluşturacak nitelikte herhangi bir eyleminin bulunmadığı, arsa alırken para verme işlerinin sanık … tarafından yürütüldüğü dikkate alınarak, bu sanığın mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı anlaşılmakla, mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 23/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.