YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21556
KARAR NO : 2012/44242
KARAR TARİHİ : 27.11.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik, Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan, Ticarete Hile Karıştırma
HÜKÜM : Beraat, Hüküm Kurulmasına Yer Olmadığına Dair Karar, Mahkumiyet, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Katılan … vekilinin sanıklar …, …, …, …, …, …, … hakkında nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, ticarete hile karıştırma suçlarından verilen beraat, hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar ve mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
A-Sanıklar …, …, …, …, … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, ticarete hile karıştırma suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik olarak;
5271 Sayılı CMK’nın 231.maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12.maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanık hakkında 24.02.2011 tarihinde verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı katılan vekilinin yaptığı itirazı üzerine, Milas 1.Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda verdiği 15.03.2010 gün ve 2010/329 D…. sayılı red kararı ile verilen hükmün kesinleştiği anlaşıldığından, katılan vekilinin temyiz isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317.maddesi gereğince REDDİNE,
B-Sanıklar … ve …’ün mağdurlar … ve …’a karşı nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat, sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkında memura yalan beyanda bulunma suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına dair verilen karar, sanık …’in katılan … …, mağdurlar …, …, …, …, …, …, …
…, …, …, …, …, …, … …, …, …, …’ya karşı nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, ticarete hile karıştırma hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde;
Memura yalan beyanda bulunma suçu ve diğer mağdurlara yönelik suçlardan doğrudan doğruya zarar görmeyen katılan … vekilinin bu suçlar yönünden kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … müdafiilerinin sanık …’in katılan … …, …, mağdurlar …, …, …, …, …, …, …, …, … özel belgede sahtecilik ve ticarete hile karıştırma suçlarından verilen mahkumiyet, katılan … vekilinin sanık …’e yönelik özel belgede sahtecilik ve ticarete hile karıştırma suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
12.09.2003, 7.07.2004, 6.08.2004, 3.11.2004, 8.12.2004, 05.08.2003, 4.10.2004, 3.11.2004, 0.08.2002, 8.08.2004, 8.08.2004 olan suç tarihlerinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’ un 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’un 223/8.maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
3-Sanık … müdafiilerinin sanık …’in …, …, …, …, … …, …, …, …’ya yönelik eylemlerinden kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; … il merkezinde faaliyet gösteren M.Rüştü Özer Halefleri Koll. Şti. firması yetkilisi olan sanığın, bayiliğini yaptığı firmalardan aldığı araçları satarken “21 tanesinin şahadetnamesi ile ithalatçı firmanın faturası ve tip uygunluk belgeleri üzerinde oynamalar yaparak usulsüz fatura tanzim edip, model yılları üzerinde değişiklik (yükseltme) yaparak yeni model üzerinden para tahsil etmek suretiyle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını” işlediğinin iddia olunması, soruşturma aşamasında Milas Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile üç emniyet görevlisi, bir trafik tescil memuru ve bir de Yeminli Mali Müşavir’den oluşturulan komisyon tarafından yapılan inceleme sonunda düzenlenen raporda; 2000-2006 yılları arasında toplam 1423 araç satarak 2002-2006 tarihleri arasında 451.293,59 lira gelir elde ettiği tespit edilen sanığın yetkilisi olduğu firmanın, bu satışlardan 343’ünde aracın model yılını yüksek gösterdiğinin bildirilmesi, ülkemize ithal yoluyla gelen veya ülkemizde imal veya monte edilen araçların trafiğe kayıt ve tescilinde yer alan “model yılının” belirlenmesine ilişkin bir yönetmelik bulunmadığından mevzuattaki boşluğun Sanayi ve Ticaret Bakanlığının genelgeleri ile doldurulmaya çalışılması, bu husustaki genelgelere göre de “ithal yoluyla gelen araçların, uygunluk belgesi tarihi, ülkemizde imal veya monte edilen araçların ise, fiili sevk tarihi “01 HAZİRAN” dan sonra olan araçların tescilerinin “01 AĞUSTOS” tan sonra yapılması kaydıyla bir sonraki yılın modeli olarak tescil edilebileceğinin” öngörülmesi, … Cumhuriyet Başsavcılığınca suça konu araçların gümrük beyanname tescil ithal tarihlerini firmalardan sorarak yaptığı tespitlere göre 277 aracın gümrük beyanname tescil ithal tarihinin bir üst model uygulamasına olanak verdiği gerekçesiyle ek takipsizlik kararı verilmesi 21 araç için ise dava açılması, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda da 21 aracın model yükseltilmesinin usule aykırı olduğunun belirtilmesi, mahkemece ise mağdur … …’a 11.07.2005 tarihinde model yılı 2005 olarak satılan araç yönünden fatura ve sevk irsaliye tarihlerinin 04.06.2004, gümrük beyanname tarihinin 02.06.2004 tarihi olması satış tarihinin de 01.08.2004 ten sonraki bir tarih olan 11.07.2005 tarihi olması nedeni ile model yılının 2005 yılı olarak tescilinin mevzuata göre mümkün olduğunun belirlenmesi karşısında, anılan komisyon raporunu düzenleyen görevlilerin ve bilirkişilerin dahi genelgeleri yanlış yorumladıkların anlaşılması, bir kısım mağdurların, araçları satın alırken üretim yıllarını bildiklerine ilişkin beyanları, suça konu faturaların, diğer belgelerle birlikte karşılaştırarak bunları kontrol etmekle yükümlü görevlilerce incelenmesinden sonra model yıllarındaki farlılıklara rağmen yüksek model olarak tescil edilmeleri şeklinde gerçekleşen eylemlerde, sanığın savunmasının aksine, bilerek ve isteyerek model yılını yükselttiğine dair delil bulunmaması nedeniyle yüklenen dolandırıcılık suçlarının ve yukarıda açıklandığı üzere sanığın, “araçların şahadetnamesi ile ithalatçı firmanın faturası ve tip uygunluk belgeleri üzerinde oynamalar yaparak usulsüz fatura tanzim etmek suretiyle özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği” iddia olunmuş ise de, anılan belgelerde herhangi bir tahrifatın bulunmaması, trafik tescil görevlilerinin de genelgeler uyarınca, tescil için ibraz edilen belgeleri kontrol ile yükümlü olmaları
karşısında, faturalarda gösterilen model yıllarının bağlayıcı olmaması nedeniyle aldatma yeteneği olmayacağından yüklenen özel belgede sahtecilik suçlarının yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğundan bahisle yazılı şekilde mahkumiyetine hükmolunması,
Kabule göre de;
1-5271 sayılı CMK’nun 231/6. madde-fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a)Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması,
b)Sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işleyemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c)Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi biçiminde sıralanan koşulların öngörülmesi karşısında; yasa maddesinde belirtilen bu hususların irdelenip gerekçelendirilmesi suretiyle, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı konusunun takdir edilmesi gerekirken,
Mahkemeye karşı saygılı tutumu göz önüne alınarak TCK’nun 62/1.maddesi uygulanan ve sabıkası bulunmaması nedeniyle geçmişteki halinin olumlu sayılması gereken sanığın, bir daha suç işlemekten çekinmeyeceği kanaatini uyandıran nedenler açıklanmadan, sadece bir daha suç işlemeyeceği kanaati oluşmadığından bahisle yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden, cezasının ertelenmesine ve hakkında CMK.nun 231.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi
2-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gereçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 61.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.