Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13089 E. 2013/14223 K. 26.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13089
KARAR NO : 2013/14223
KARAR TARİHİ : 26.09.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sanık …’ın eşi tanık …’ın hamile olduğu, olay tarihinde doğum zamanının geldiği, doğum yapmak için Soma Devlet Hastanesi’ne gittikleri, ancak sanığın herhangi
bir … güvencesi olmaması nedeniyle abisinin eşi olan sanık …’a ait … karnesini alarak hastaneye tanık…’in … karnesi olarak verdiği ve hastaneye girişin … adına yaptırıldığı, durumun tanık…’in hastaneden taburcu olduktan sonra doktorların sanık …’nın evine gelerek bebeği kontrol etmek istemeleri üzerine anlaşıldığı, maddi durumları iyi olmayan ve sosyal güvenceleri bulunmayan sanıkların doğum nedeniyle hastaneye başvurdukları anne ve doğacak çocuğu muhakkak bir tehlikeden kurtarma zorunluluğu karşısında bu yaşamsal tehlikeden korunmak ve doğumu gerçekleştirmek amacıyla başkasına ait … karnesini kullandıkları eylemde TCK’nın 25/2. maddesinin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 26.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.