Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/67516 E. 2012/39022 K. 12.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/67516
KARAR NO : 2012/39022
KARAR TARİHİ : 12.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın temyiz isteminin itiraz olarak değerlendirilmesi sonucu itiraz mercii olan Kocaeli 2.Ağır Ceza Mahkemesi’nce inceleme yapıldığı ve 2009/326 değişik … sayılı 12.04.2009 tarihli kararla itirazın reddedildiği, kesin nitelikteki bu karara karşı herhangi bir yasa yolu talebinin bulunmadığı anlaşılmakla, resmi belgede sahtecilik suçundan inceleme yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın daha önce ortak market işlettikleri müştekinin senet borçlusu kendisinin de kefil olarak göründüğü suça konu bonoyu doldurup, hem tanzim eden olarak görünen müştekinin yerine hem de kefil sıfatıyla bizzat imzalayarak, ortak işlettikleri markete mal veren …’ ya teslim ettiği, vadesinde ödenmeyince de alacaklı …’nın müşteki ve sanık aleyhine icra takibi başlattığının anlaşılması karşısında; dava konusunun rızası hilafına adına senet düzenlenerek üçüncü şahsa verilerek Senet borçlusu müştekinin dolandırılması hususu olması, imzaların istiklali ilkesi gereğince, sanığın senede kefil sıfatıyla kendi Imzasını atması nedeniyle senedi tanzim eden olarak görünen müştekinin imzasından bağımsız olarak senet borcundan sorumluluğunun bulunması ve senet alacaklısının sanık aleyhine de icra takibi yapmasına göre, olayın mağdurunun senet alacaklısı olmayıp, adına senet tanzim edilen müşteki olması nedeniyle; suça konu bononun suçtan zarar gören olarak kabul edilmesi gereken alacaklı …’ya önceden doğmuş borca karşılık olarak verildiği gerekçesiyle dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığına dair tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık savunmasında, olay tarihinde müşteki ile ortak … yaptıklarını ve sözlü olarak birbirleri yerine senet tanzimi hususunda karşılıklı yetki verdiklerini bildirmesi karşısında; bu husus müştekiye sorulup açıklığa kavuşturulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Temel cezanın tayini sırasında hapis cezası alt sınırdan verildiği halde gerekçe gösterilmeden adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş,sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA,12.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.