Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/14339 E. 2013/21070 K. 26.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/14339
KARAR NO : 2013/21070
KARAR TARİHİ : 26.12.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanığın aralarında önceye dayalı husumet bulunan katılanın evinin önünde kendisi ile tartıştığı, katılanın evine gitmesinin ardından camına taş atıp kırmak suretiyle mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın savunmasında atılı suçlamayı reddetmesi ve katılanın soyut iddiası dışında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair mahkumiyete yeter, kesin ve inandırıcı deliller bulunmaması nedeniyle, sanığın beraatine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 26.12.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

Karşı Oy

Karşı Oy;
Sanık … hakkında mala zarar verme suçundan verilen beraat kararının oy çokluğu ile onanmasına ilişkin kararda sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf suçun sübutuna yöneliktir
Dosyadaki bilgi ve belgeler.
A-Yargılama konusu olayın soruşturma aşaması:
Katılanın Karakolu arayarak …, … ve …’ın kendisini dövüp hakaret ettiklerini ve evinin camını kırdıklarını iddia ederek şikayetçi olduğu ve olay yerinde yapılan incelemede bir adet pencere camının kırılmış olduğu 04.08.2010 tarihli tespit tutanağından anlaşılmaktadır.
Katılan …, müşteki-şüpheli sıfatıyla jandarmada verdiği ifadesinde: “sanık …’in elinde taş ve sopa ile evinin önüne gelip, kendisine küfür ederek sopa ile başına vurduğunu, kendisinin içeri kaçtığını, arkasından sanığın babası ve kardeşlerinin geldiğini, sürekli ailesine ve kendisine küfür ettiklerini, sonra sanık …’in taş atarak pencere camını kırdığını, kendisinin karşılık vermemesi üzerine ayrılıp gittiklerini, eşi ve kızının olay yerine sonradan geldiklerinden olayı görmediklerini, kafasına sopa ile vurulması neticesinde yaralanmadığını, o nedenle doktor raporu almak istemediğini…” beyan etmiştir.
Sanık …’ın şüpheli sıfatıyla jandarma tarafından alınan ifadesi: “evimde yemek yediğim sırada dışarıdan bağrışma sesleri duymam üzerine dışarıya çıktığımda; …’ın uzaktan küfür ettiğini duydum. Kendisiyle kavga etmek için o tarafa doğru giderken ağabeyim … ve babam … beni yakalayıp eve getirdiler. Sadece ağız kavgası yaptık. Kimsenin malına zarar vermedim.”
Sanığın kardeşi olan …’ın şüpheli sıfatıyla jandarma tarafından alınan ifadesi: “Dışarıdan bağrışma sesleri geldi bunun üzerine dışarıya çıktım. … uzaktan küfür ediyordu. Kardeşim … bunun üzerine doğru gitmeye başladı. -Kardeş Kamil gitme!- diye bağırdım. Babam … ile birlikte kolundan tutup getirdik. Sadece ağız kavgası oldu. …’dan şikayetçiyim.”
Sanığın kardeşi olan …’ın şüpheli sıfatıyla jandarma tarafından alınan ifadesi: “dışarıdan bağrışma sesleri geldi bunun üzerine dışarıya çıktım. … uzaktan küfür ediyordu. Kardeşim … bunun üzerine doğru gitmeye başladı – kardeş Kamil gitme!- diye bağırdım. Babam … ile birlikte kolundan tutup getirdik. Sadece ağız kavgası oldu. …’dan şikâyetçiyim.”
Sanığın babası …’ın şüpheli sıfatıyla jandarma tarafından alınan ifadesi: “Dışarıdan bağrışma sesleri geldi bunun üzerine dışarıya çıktım. … uzaktan küfür ediyordu. Oğlum … bunun üzerine doğru gitmeye başladı – Oğlum Kamil gitme!- diye bağırdım. Kolundan tutup getirdim. …’dan şikayetçiyim.” şeklindedir.

Katılanın başında darp ve cebir izi bulunmadığı doktor raporundan anlaşılmaktadır.
Yapılan soruşturma sonucunda, şüpheliler Kamil, Cemil, Halis ve … hakkında müşteki …’a yönelik hakaret, tehdit ve yaralama suçlarından ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş, … hakkında ise mala zarar verme suçundan kamu davası açılmıştır.
Yargılama konusu olayın kovuşturma aşaması:
Sanık savunmasında : “İki aile arasının bozuk olduğunu, katılanın kardeşinin kendisini daha önceden bıçakladığını ve kurşun sıktığını bu nedenle katılanın kendisine iftira ettiğini” söylemiştir.
Tanıklardan:
Sanığın kardeşi …: “ Olay zamanına denk gelen zamanda kardeşinin yanında olduğunu, böyle bir olayın olmadığını daha önde husumet olduğu için kendisine iftira edildiğini.”
Sanığın kardeşi olan …: “ Kardeşinin taş atma olayını görmediğini olay zamanında hastaneden yeni çıktığından kardeşinin yürüyecek hali olmadığını husumet nedeniyle kendilerine iftira atıldığını”
Sanığın babası …: “Oğlu olan sanığın böyle bir suç işlemediğini husumet nedeniyle iftira atıldığını”
Katılanın kızı olan …: “evin önünde oturduğu sırada babasının da evin önünde çalışmakta olduğunu, sanık ve ailesinin gelerek babasına sataşmaları üzerine tartışma çıkmasın diye onu içeriye aldıklarını, daha sonra sanık ve diğer üç kişinin kapı ve pencerelere vurduklarını, Kamil’in ilk vuruşunda camın kırılmadığını ancak ikinci vuruşunda kırıldığını”
Katılan … “ Sanıkla kardeşi arasında eskiye dayalı husumet olduğunu, olay günü evininin önünde çalışırken sanık ve kardeşleri gelince içeri kaçtığını, evini taşlayıp camını kırdıklarını”
Beyan etmişlerdir.
Tarafsız tanık beyanı bulunmadığı, camın kim tarafından ve nasıl kırıldığının tespit edilememesi nedeniyle şüpheden sanık yararlanır gerekçesiyle sanığın beraatına karar verilmiştir.
Delillerin değerlendirilmesi:
1-Katılan ile sanık arasında önceden gelen husumet olduğu konusunda tereddüt yoktur.
2-Katılan ile sanık tarafı arasında olay günü bir kavga meydana geldiği hususu sabit olup bunun aksi iddia edilmemektedir.
3-Olay sonrası düzenlenen tutanakta katılana ait evin penceresinin camının kırılmış olduğu belirtilmektedir.
4-Katılan camın sanık tarafından kırıldığını bizzat gördüğünü ifade etmektedir.
5-Savunma tanıkları, katılana karşı hakaret ve tehdit suçu işledikleri iddiasıyla soruşturmaya uğrayan ve haklarında ek takipsizlik kararı verilen sanığın babası ve kardeşleridir. Bu nedenle tarafsız olmaları düşünülemez. Bu tanıklardan …

katılanın üzerine gitmek isteyen sanığı kolundan tutup getirdiğini söylemektedir. Şazıl Tşkın ise, sanığı babası Halis ile birlikte
yakalayarak, kolundan tutup eve getirdiklerini söylemektedir. Buna karşın …, sanığı tutup geri getirenin babası ile kendisinin olduğunu söylemiştir. İfadeler arasındaki bu çelişkiler mahkeme tarafından giderilmemiştir. Ancak hepsi, sanığın müştekiye hücum ettiğini kabul etmişlerdir. Bu ayrıntı dışında jandarmadaki ifadeleri kelime kelime birbirinin aynıdır. Bu da; iyi bir soruşturma yapılmadığını bir ifade şablonu hazırlanıp, sanık dahil hepsine imzalatıldığını göstermektedir. Bu nedenle tanıkların katılan aleyhine olan beyanlarına itibar edilmesi mümkün değildir.
6- Sanık ve savunma tanıklarının “sanığın katılanın bulunduğu yere gitmeye çalışırken engellediklerine” yönelik beyanları, katılanın “önce sanık geldi” beyanıyla da uyumluluk göstermekte ve katılanın bu hususta doğru söylediğini ortaya koymaktadır.
7-Sanığın başında sopa ile yaralanmadan mütevellit darp ve cebir izinin bulunmamış olması, etkili eylem suçunun sübutuyla ilgili bir durumdur. Nitekim, bu konuda ek kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiştir. Katılanın o hususta yalan söylediğinin kabul edilmesi; iddia ve maddi vakıa ile kanıtlanan mala zarar verme suçunda da yalan söylediğinin kabulünü zorunlu kılmamaktadır.
8-Katılan jandarmadaki ifadesinde, “eşi ve kızının olay yerinde olmadığını” söylemesine karşın; mahkemede tanık olarak dinlenen kızı Zemzem, olaya tanık olduğunu, camı sanığın kırdığını ifade etmiştir. Katılan ile tanık beyanları arasındaki çelişki, mahkeme tarafından giderilmemiştir. Ancak dosyadaki tek delil, bu tanığın beyanından ibaret olmayıp, katılanın görgüsü de mevcuttur.
9- Karşılıklı kavga esnasında meydana geldiği iddia edilen mala zarar verme, etkili eylem, hakaret ve tehdit suçlarından; tehdit ve hakaret suçları ile ilgili tanık beyanı aranmakta iken, etkili eylem suçlarında doktor raporu (yaralanma yoksa tanık beyanı), mala zarar verme suçunda ise tespit raporunun kanıt olarak yeterli görülmesi genel bir uygulamadır.
10- Ortada, kırık bir pencere camının varlığı kavga akabinde tespit edildiğine göre; katılanın “camı sanık kırdı” şeklindeki beyanına itibar edilmek zorundadır. Zira ortada maddi bir vakıa olarak kırılmış bir cam ve bu camı kırarken sanığı gördüğüne ilişkin katılanın beyanı vardır. Bu şekilde ortada maddi bir vakıa (delil) bulunduğu durumlarda, tarafsız tanık bulunmadığı gerekçesi ile sanığın soyut inkarına itibar edilmesi maddi delillerin ispat aracı olmadığının kabulü anlamına gelir. Nasıl ki etkili eyleme maruz kalmış bir mağdur, kendisini dövenin kim olduğunu söylemesi halinde, sanığın cezalandırılabilmesi için doktor raporu yeterli görülüyorsa somut olayda da tespit raporu ve katılanın beyanı yeterli olmalıdır.
Sonuç olarak :
Sanığın tespit tutanağında yer verilen maddi delil ile sübut bulan mala zarar verme suçu nedeniyle verilen beraat kararının bozulması yerine onanmasına ilişkin sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.