YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17747
KARAR NO : 2013/13819
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, … Hastanesi’nde safra kesesinden ameliyat olmak amacıyla muayene sırası bekleyen katılan …’yla karşılaştığı, kendisini Cerrah doktor … olarak tanıttığı, ameliyatını ücretsiz olarak yaptırabileceği konusunda sözler söylediği, yine bu tarihten bir gün sonra 19/07/2012 tarihinde katılan … yanında kızı olan diğer katılan … olduğu halde … … Camiinin yanındaki … Meydanında sanık tarafından gerçekleştirilen bir takip sonucu karşılaştıkları, sanığın katılanları ücretsiz olarak ameliyat yardımından faydalanabilmek için bankada paralarının olmaması
gerektiğini, bu şekilde paraları varsa kayıtlardan kontrol edildiğini, hesabında para olduğunun anlaşılması halinde yardım yapılmadığı konusunda inandırdığı, sanığın telkinlerine inanan katılanların … şubesinde katılan …’ya ait hesapta para olduğunu sanığa söyledikleri, sanığın da bu paranın yardım alınabilmesi için hesaptan çekilmesi gerektiğini söylemesi üzerine birlikte bankanın şubesine gittikleri ve paralarının tümünü çekmek istediklerini söyledikleri, banka şubesinin hesapta bulunan 145.000 TL’yi ödeyebilecek nakitleri olmadığı gerekçesiyle 65.000 TL ödeme yaptığı, katılanların sanıkla birlikte 65.000 TL’yi alarak eve geldikleri, katılan …’in parayı dolabın üst kısmına, çanta içerisinde bıraktığı, sanığın katılan …’e ameliyatın yapılması, yardımın alınması ve buna ilişkin işlemlerin yapılması amacıyla ilgili birimlere müracaat etmelerini söyleyerek onunla birlikte evden ayrıldığı, katılan …’nın yolda bir arkadaşı ile karşılaşması ve görüşmesini fırsat bilerek kaçan sanığın hızlı bir şekilde katılan …’nın olduğu eve geldiği, kapıyı açan …’ya kendisinin de gelmesi gerektiği ancak yeni kıyafetlerle geldiği takdirde durumun anlaşılacağını, üzerine eski püskü bir şeyler giyinmesini söylediği, üzerini değiştirmek için diğer odaya giden katılan …’nın yokluğundan yararlanılarak dolaptaki çanta içerisinde bırakılmış olan paraları alarak oradan uzaklaştığı, daha sonra verilen eşkal bilgilerine göre yakalan sanığın …’ın kimlik bilgilerini içeren sahte oluşturulmuş nüfus cüzdanını kullandığının kovuşturma aşamasında tespit edildiği olayda,
1-Sanığın ve iftira suçundan kurulan hükme yönelik katılan … vekilinin temyiz talebinin yapılan incelemesinde;
Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu işlediği iddia olunan sanığa yüklenen suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen katılan …’nın kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden katılan … vekilinin bu suça yönelik mevcut temyiz istemi ile sanığın yüzüne karşı tefhim olunan 05/03/2013 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 25/03/2013 günlü temyiz inceleme başvurusunun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik katılan … vekilinin temyiz talebinin yapılan incelemesinde;
Sanığın eylemini katılanların evinin dolabında bulunan para dolu çantayı habersizce almak suretiyle gerçekleştirdikleri, dolayısıyla katılanların suça konu paranın zilyetliğini sanığa devretmedikleri anlaşılmakla, eylemin TCK’nın 142/1-b. maddesi kapsamında hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde TCK’nın 157. maddesi ile uygulama yapılarak hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan …’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/09/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.