Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/12840 E. 2012/44143 K. 26.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12840
KARAR NO : 2012/44143
KARAR TARİHİ : 26.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında hükmolunan ceza miktarlarına nazaran sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, katılanı telefonla arayarak kendilerini Emniyet Amiri ve Cumhuriyet savcısı olarak tanıtıp kimlik bilgilerini ve banka hesaplarını terör örgütünün ele geçirdiğini, bu kişileri yakalamaları için kendilerine yardımcı olması gerektiğini, gizli bir operasyon yaptıklarını bu konuda kimseye bilgi vermemesini yakalayabilmeleri için … adına Ziraat Bankası … Şubesine 130.000 TL isme göndermesi gerektiğini söyledikleri, İnanmadığını söyleyen katılana numarası görülen hattan aradığın
dikkat çekerek telefonu Cumhuriyet Başsavcısı diye takdim ettiği kişiye vererek inandırıcılık kattıkları, katılana operasyon sırasında olduklarını telefonu sürekli açık tutmasını tembihleyerek dolandırıcılığın farkına varmasını engelledikleri, yalanlara kanan katılanın isteneni yaparak Ziraat Bankası … Şubesinden 130.000TL’nin sanık …’e ödenmesi için … (İstanbul) şubesine gönderdiği, paranın sanık … tarafından çekildiği, bu kez aynı gün … adına … Şubesine 100.000TL yatırmasını istedikleri, katılanın bu parayı da yatırdığı ancak ödemeyi yapacak … Şubesinin parayı çekmeye gelen sanık …’ı hazırda para olmadığını sonra gelmesi gerektiğini söyleyerek gönderdiği, bu kez parayı çekebilmek banka görevlilerini ikna edebilmek için sanık …’nin sanık …’la birlikte banka şubesine girdikleri ancak durumdan şüphelenen banka görevlilerinin onlara da ödeme yapmayarak saat 17.00’ye kadar beklemeleri gerektiğinden bahisle gönderdikleri ve konuyu polise bildirdikleri, bu arada katılandan yeniden … adına … Bankası… Şubesine 150.000 TL göndermesinin istendiği, katılanın bu parayı da gönderdiği, ancak alıcı şubenin parayı sanık …’e ödemediği, bu arada saat 16.30 sıralarında olayı … Şubesinden öğrenen Güven Timlerine bağlı sivil polis memurlarının 100.000 TL’yi çekmeye gelen kişileri yakalamak için şubenin içinde ve dışında konuşlandıkları, sanık …’ın şubeye girdiği, bu sırada sanık …’ın da dışarıda beklediği, ödeme yapılmaması üzerine sanık …’ın bankadan çıktıktan sonra yakalandığı, sanık …’ın da dışarıda yakalandığı olayda sanıkların birlikte hareket ederek katılana karşı zincirleme halinde dolandırıcılık suçunu işlediklerine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,26/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.