Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/24032 E. 2012/44199 K. 26.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24032
KARAR NO : 2012/44199
KARAR TARİHİ : 26.11.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının yapılan incelenmesinde;
Sanığın hüküm tarihinden sonra 16/09/2012’de öldüğünün UYAP’tan temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında, hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasına gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının ölüm nedeniyle DÜŞMESİNE,
2- Sanıklar …, …, … haklarında sahtecilik ve dolandırıcılık; …’ın dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlerin yapılan incelenmesinde;
Sanık …’ın, katılanın ihtiyacı gereği 2007 yılının Mayıs ayında satmak istediği evine müşteri olduğu ve pazarlık sonucunda 140.000 TL’ye anlaştıkları, pazarlık gereği, 15.000 TL’sini peşin ödediği, kalan miktar için ise, sanık …’ın yetkisi olmadığı halde keşide ettiği çeki, sağlam olduğunu da beyan ederek katılana verdiği, katılanın çekin sahteliğinden haberdar olmaksızın çeki kabul edip evin tapusunu …’ın oğlu olan sanık …’ın üzerine devrettiği, bir müddet sonra açılacak davalarda satışın iptalini engelleyebilmek için tapu kaydının …’ın yeğeni olan tanık …’a geçirildiği, yine aynı amaç doğrulutusunda sanık …’ın da bilgisi dahilinde onun adına devredilip tanık
İsmail’e satıldığı, sanık …’ın söz konusu çeki yetkili olmadığını bilerek müştekinin maruz kalacağı eylemde kullanılmak üzere keşide edip babası …’e onun da …’a verdiği, sanık …’ın, olayı başından beri bilip diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiği, sanık …’ın, boşanmış olmasına rağmen birlikte yaşadığı sanık …’a, suça konu evin kaydını üzerine alıp sonradan başka bir evle takas etmek sureti ile yardım ettiğinin iddia edildiği olayda;
a)Katılanın soruşturma aşamasında sanık … …’dan 15.000 TL… nakit para aldıktan sonra, kalan 125.000 TL için senet aldığını söylemesi, daha sonra sanığın kendisine gelerek vermiş olduğu senedi … Otomotiv Sanayii ve Limited Şirketine ait 15/08/2007 tarihli çekle değiştirmek istemesi üzerine, çeki kabul ettiğini anlatması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılabilmesi bakımından, öncelikle, … Katılım Bankası A.Ş.’nin noterden getirtilen ve 21/01/2000 tarihli …’nın şirketi temsilen münferiden yetkili olduğuna dair belgeye dayalı olarak şirket müdürü olan …’in tek yetkili olduğu açıklamasıyla yetinilmesi yerine, … Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ticaret sicil kayıtları ticaret odasından getirtilerek, şirkette yetkili kişilerin kimler olduğu,sanık …’ın çek keşide etme yetkisinin bulunup bulunmadığının araştırılması ve …’in hazırlıktaki anlatımında çek keşide etme yetkisinden haberdar olmadığını bildirirken, kovuşturma aşamasında sanık …’ın çek keşide etme yetkisinin olduğunu şirketi devraldıkları …’dan öğrendiklerini, bu nedenle rızasının olacağını beyan etmesi karşısında anlatımlardaki çelişkilerin giderilmesi, …’nın adını taşıyan şirketle ilgisinin belirlenip, … ile …’a devrinin ne şekilde olduğunun açıklattırılması ve sonucuna göre sanık …’ın devrinin ne şekilde olduğunun açıklattırılması ve sonucuna göre sanık …’ın resmi evrakta sahtecilik suçuna ilişkin hukuki durumunun belirlenmesi ve bundan sonra oğlu …’dan suça konu çeki alıp …’ya veren …’ın ölmesi karşısında, diğer sanıkların bu çekin sahte olduğunu bilerek ne şekilde kullandıklarının denetime izin verecek şekilde açıklanması gerekirken, sanıklar … ve …’ın sahtecilik suçundan haklarında yazılı şekilde hüküm kurulması,
b)Failin önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağı ve dolandırıcılık suçunun oluşmayacağından hareketle, sanık …’ın katılanın satılığa çıkardığı evini satın almak istemesi üzerine, evin 140.000,000 TL karşılığında alım satımı konusunda anlaştıkları, sanık …’ın bedelin 15.000,000 TL’nı nakit olarak ödediği, kalan 125.000,000 TL için ise senet verdiği, fakat daha sonra senedi çek ile değiştirmek istediğini söyleyerek katılana suça konu
çeki ciro etmeden verdiğinin katılan tarafından iddia edilmesi ile evin sanık …’a tapuda devredildiği tarih olan 01/05/2007 ile çek keşide tarihi olarak görünen 15/08/2007 arasındaki süre dikkate alınarak, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması bakımından, taraflar arasındaki yazılı veya sözlü sözleşmenin yapıldığı gün ile senedin düzenleme tarihi ile çekin düzenlenip alacaklıya verildiği tarihlerin tespit edilip, suça konu çekin müştekiye önceden … borç nedeniyle verilip verilmediğinin araştırılmasından sonra sonuca göre, sanıkların hakuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
C)5237 Sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrası (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olduğu durumlarda, tespit olunacak temel günün, suçtan elde olunan haksız menfaatinin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerekirken, doğrudan haksız elde olunan yararın iki katı esas alınarak artırım ve indirimlerin bunun üzerinden yapılması suretiyle, fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.