Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8000 E. 2012/44121 K. 26.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8000
KARAR NO : 2012/44121
KARAR TARİHİ : 26.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın ve müdafiin yokluğunda verilen hükmün müdafiine tebliğ edilmediği gibi, tebliğ tarihinde başka suçtan ceza evinde bulunan sanığa Tebligat Kanununun 35. maddesine göre yapılan tebligatında usule aykırı olup sanık aleyhine temyiz süresini başlatmayacağı anlaşılmakla, sanığın 07/09/2009 tarihli temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilip temyiz talebinin reddine ilişkin 09/09/2009 tarihli ek karar kaldırılarak, yapılan temyiz incelenmesinde;
1-)Müşteki …’a karşı kurulan hükmün incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçlarında suç tarihinin menfaatin sağlandığı tarih olması karşısında, müşteki Şevki yönünden suç tarihinin 24/08/2005 olacağına dair mahkemenin kabulünde isabet bulunmadığının kabulü ile yapılan incelemede;
17/10/2000 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’un 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’un 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-)Sanığın müşteki …’a karşı eyleminden kurulan hükme gelince;
Sanığın kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle meteahhitlik yapması nedeniyle 5237 Sayılı TCK”nın 158/1-i maddesi ve 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65. Ve 66. maddeleri hükümleri karşısında serbest meslek sahibi kişilerden sayılamayacağının anlaşılması karşısında tebliğnamedeki göreve ilişkin bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Kasıtlı suçtan mahkum olan sanık hakkında TCK’nın 53. maddesi uygulanmamış ise de hapis cezasının doğal sonucu olarak infaz aşamasında bu hususta karar alınması mümkün görüldüğünden bozma nedeni sayılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; müteahhit olan sanığın kat karşılığı inşaat sözleşmesiyle üstlendiği inşaattan aynı daireyi önce satış sözleşmesiyle …’a sattıktan sonra bu defa noter satış sözleşmesiyle 2. kez müşteki …’ya 20.000 liraya sattığı iddiasıyla açılan davada, sanığın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, atılı suçtan kurulan beraat hükmünün ONANMASINA, 26/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.