YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15579
KARAR NO : 2013/13740
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Suça sürüklenen çocuk …’ın, arkadaşı olan katılandan kullandıktan sonra iade etmek üzere aldığı cep telefonunu olay yerinden kaçarak götürdükten sonra bir daha iade etmemesi şeklinde gerçekleştirdiği iddia edilen eyleminde;
1- Zilyetliğin devredilmemesi nedeniyle hırsızlık suçunun oluştuğu gözetilmeden, suçun nitelendirilmesinde hata yapılarak güveni kötüye kullanma suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de; 5275 sayılı Kanunun 99. maddesi gereğince sanığa verilen aynı cinsten para cezalarının toplanması suretiyle 2040 TL adli para cezası ile cezalandırılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. Maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 23.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.