YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/18249
KARAR NO : 2013/13751
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Katılan sanıklar …, … ve arkadaşları…’ın, alkollü bir şekilde …’ın sevk ve idaresinde bulunan araç ile gece saat 01:00 sıralarında…Üniversitesi kampüs alanına girerek, ordaki güvenlik görevlisine hastanenin aciline gideceklerini beyan ettikleri, bu şekilde giriş kapısından geçtikten sonra hastane ile alakasız bulunan ve üniversite öğretim binalarının bulunduğu alana otomobilleri ile beraber geçtikleri, alkolün de verdiği etki ile koruluk şeklinde bulunan bu alanda otomobillerinin müziğini açarak aşağıda oynamaya başladıkları, bu durumu gören üniversitenin güvenlik görevlileri sanıklar … ve …’in olay yerine gelerek üniversiteden ayrılmalarını istedikleri ve uyarıda bulundukları, katılan sanık …’nın alkolün de etkisi ile hakaretlerde bulunduğu, bunun üzerine güvenlik görevlilerinin kendilerini araçlarına bindirip göndermek istedikleri, bu sırada katılan sanık …’ın kendisine yapılan müdahale üzerine dirsek atmak suretiyle sanık …’a vurduğu ve agresif hareketler sergilemeye başladığı, bunun üzerine güvenlik görevlisi olan diğer sanık … ve katılan sanık …’in, …’ı yere yatırarak etkisiz hale getirdikleri, bu sırada katılan sanık …’ın kavgaya karışmadığı, olayı ayırmaya giderken yanındakilerin kendisini tuttuğu, bu sırada montunun yırtıldığı, güvenlik görevlileri tarafından olayın polise bildirildiği, polisin tarafların tamamını alarak polis merkezine götürdüğü, alkollü olan katılan sanıklar … ve …’ın polis
merkezinde de agresif hareketlerini sürdürdükleri, bunun üzerine nezarethaneye alındıkları, nezarethanede bulunan aydınlatma ampulünü, kapıyı ve oturma tahtasını kırdıkları, duvarlara da ayakları ile vurmak suretiyle boyaya zarar verdikleri, böylece katılan sanıklar … ve …’ın nezarethanede bulunan eşyalara zarar vererek kamu malına zarar verme suçunu, güvenlik görevlisi olan katılan sanık … ve sanıkların da, …’ı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralayarak basit kasten yaralama suçunu; sanık …’ın da montunu yırtarak mala zarar verme suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Katılan sanıklar … ve … hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen mahkumiyet kararları ile sanıklar …, … ve katılan sanık … hakkında mala zarar verme ve basit kasten yaralama suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik, … ve …’in temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık beyanları, görgü ve tespit tutanağı, adli raporlar, sanıkların ikrarı ve tüm dosya kapsamına göre, katılan sanıklar … ve …’ın, nezarethane içindeki eşyalara verdiklerinin sabit olduğu; katılan sanık …’ın karışmadığı kavgayı ayırmak istemesi üzerine bunu engelleyen sanıklar dışındaki kişilerin kendisini çekiştirmesi nedeniyle montunun yırtıldığı, bu nedenle de sanıkların mala zarar verme suçunu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeter kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı, sanıklar …, … ve katılan sanık … hakkında basit kasten yaralama suçundan verilen beraat kararları açısından; sanık …’ın, …’a vurduğuna dair mahkumiyete yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, hepsi yönünden ise; 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun’un 23. maddesine göre ve aynı Kanun’un 10. maddesi uyarınca özel güvenlik eğitimini başarıyla tamamlayıp aynı yasanın 11. maddesi uyarınca da Valilikten çalışma izni alıp çalışan kamu görevlileri oldukları, bu görevlilerin, olay yerine gelerek, hastane kampüsü içinde aşırı derecede alkollü olarak taşkınlık ve gürültü yaparak çevreyi rahatsız eden kişilere görevleri gereği müdahalede bulundukları, 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun’un 544. maddesiyle değişik 5188 sayılı Kanun’un ve özel güvenlik görevlilerinin yetkilerini düzenleyen 7. maddesine göre, bu kişilerin, 5237 sayılı TCK’nın 24 ve 25. maddelerine göre zor kullanma yetkilerinin bulunduğunun belirtildiği, aynı Kanun’un 24. maddesine göre de; kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez hükmüne yer verildiği, öncelikle bu görevlilerin, katılan sanık …’ı kişisel bir olay nedeniyle yaraladıklarına dair mahkumiyetlerine yeter kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı; ayrıca görevleri gereği zor kullanma yetkisine sahip olan bu kişilerin bu görevlerini yerine getirdikleri, olayda hukuka uygunluk sebebinin bulunduğu ve hukuka uygunluk sebebinde sınırın da aşılmadığının anlaşılması karşısında, 5188 sayılı Yasanın 7, 5237 sayılı TCK’nın 24 ve 5271 sayılı CMK’nın 223/2-d maddesi gereğince verilen beraat kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla mahkemenin kabulünde isabetsizlik bulunmamıştır ve bu nedenlerle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanıklar … ve …’ın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA,
2-Sanık … Kiremitçi hakkında mala zarar verme ve basit kasten yaralama suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik, katılan sanıklar … ve … ile sanık … Kiremitçi müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1136 sayılı Kanun’un 168. ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinin 5. fıkrası uyarınca, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıklar … ve … ile sanık …müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün ilgili kısmına “sanık … Kiremitçi’nin kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre belirlenen 450 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesi” fıkrasının eklenmesi suretiyle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 23/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.