YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/533
KARAR NO : 2013/13753
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında “dolandırıcılık” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden … kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Somut olayda; taşımacılık işi yapan sanığın, daha sonra parmak izinden gerçek isminin … …l olduğu anlaşılan ancak … Sağöz sahte kimliğini kullanan ve evrakı bulunamaması nedeni ile Cumhuriyet Savcılığı’nda tefrik edilen … …l ile birlikte, eşi adına kayıtlı bulunan … plakalı araca …. sayılı sahte plakayı taktığı, … Denyeli adına sahte trafik tescil ve motorlu araç tescil belgesi, … Sağöz adına sahte sürücü belgesi ve ticari taşıt kullanma belgesi düzenleyerek katılan şirket aracılığı ile …A.Ş’nin…deposundan yüklenen 352 adet klimayı teslim etmeleri gereken yere teslim etmediği iddia olunan olayda;
Kendilerine ait bir taşıma şirketi bulunmayan sanık hakkında mahkemece 158/1-i maddesinde belirtilen “Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunun oluştuğu kabulü ile uygulama yapılamayacağı gözetilmemiş ise de, kamu kurumu olan Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’nün maddi varlığı olan sürücü belgesi, plaka, trafik tescil ve motorlu araç tescil belgelerinin kullanması nedeni ile eylemin 158/1-d maddesinde öngörülen “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturabileceği, bu nedenle…Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2006/1067 E sayılı dosyasında ayrılan sahtecilik suçuna ilişkin dava dosyasının sonuçlanmamış olması halinde dosyamız ile bağlantısı nedeni ile birleştirilmesi, karara çıkıp kesinleşmiş ise tümüyle dosya içine alınarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun taktir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/09/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.