YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15080
KARAR NO : 2012/44351
KARAR TARİHİ : 28.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Tehdit ve Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 311.maddesi hükmüne göre, eski hale getirme istemiyle birlikte temyiz talebinde de bulunulması halinde, inceleme merciinin Yargıtay’ın ilgili dairesi olduğundan, sanığın sorgusu sırasında beyan edilen adresinde bulunamaması üzerine mernis adresine yapılan tebliğ işleminin, sanığın bu adresten taşındığının tespiti üzerine bu adrese 7201 sayılı Tebligat Kanunun 35.maddesine göre yeniden tebliğ yapılması gerekirken aynı Kanunun 21.maddesi uyarınca yapılması sebebiyle geçersiz olduğu, sanığın öğrenme üzerine 02.04.2012 havale tarihli dilekçesi ile eski hale getirme ve 26.12.2011 günlü mahkumiyet hükmünü süresinde temyiz ettiği anlaşılmakla hukuki dayanaktan yoksun olan Mahkemenin 04.04.2012 günlü ek kararının kaldırılarak 26.12.2011 gün ve 2011/16-529 sayılı mahkumiyet hükmü incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın katılanın işyerine değişik zamanlarda gelip döviz alışverşi yapmak suretiyle güvenini kazandığı gerçekte oğlu olan …’i yeğeni olarak tanıttığı anılan kişiyi birkaç kez yanında getirip götürdüğü olay tarihinde ise telefonla müdahil …’ı arayarak 6500 Euro satın alacağını parayı hazırlamasını söylediği önceki alışverişlerden dolayı güvenini kazanması nedeniyle suça konu meblağın sanığın oğlu olan Kemal’e verildiği daha sonra arandığında telefonlara cevap vermediği başka numaradan yapılan telefon görüşmesinde ise sözlü ve kısa mesaj yoluyla tehdit ve hakarette bulunduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Adli sicil kaydına göre sanığın tekerrüre esas hükümlülüğünün bulunduğu ve cezasını mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çekmesi ve denetimli serbestlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 28.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.