Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/11925 E. 2012/32748 K. 26.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11925
KARAR NO : 2012/32748
KARAR TARİHİ : 26.03.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanık …’nin 01.10.1990 tarihinden itibaren oğlu …’tan yetim aylığı almakta iken durumu Emekli Sandığına bildirmeyerek 01.02.1991 tarihinden itibaren ölen oğlu …’ten dolayı da yetim aylığı bağlanmasını talep ettiği ve Emekli Sandığınca yetim aylığının bağlandığı, 01.02.1991-31.01.2006 döneminde haksız olarak yetim aylığı aldığı ve emekli sandığını toplam 16.928,43 TL zarara uğrattığı, 6.502,70 TL’nin mahsup edildiği, 10.429,64 TL’nin sanık tarafından 14.03.2006 tarihinde ödendiği, sanığın eyleminin kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçuna uyduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hükmolunan adli para cezasının tayininde TCK.nun 158/1-e ve 1.fıkra son cümle ile uygulama yapılırken aynı yasanın 61.maddesi gözetilerek, TCK.nun 52.madde hükmü uyarınca asgari olarak elde edilen haksız menfaatin 2 katından az olmamak üzere gün olarak belirlenip, artırım ve indirimlerin bulunan gün üzerinden yapıldıktan sonra bir tam gün karşılığı 20-100 TL olmak üzere sonuç gün ile çarpılmak suretiyle belirlenmesi gerekirken, temel adli para cezası miktarının doğrudan menfaatin iki katı olarak belirlenmesi ve sonuç olarak elde edilen menfaatin iki katından az adli para cezasına hükmedilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecinin kanuna uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-5237 Sayılı Yasanın 53.maddesi 1.fıkrasının a.b.d.e bendinde yer alan hakları kullanmaktan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, aynı fıkranın (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.