Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/10085 E. 2013/12368 K. 03.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10085
KARAR NO : 2013/12368
KARAR TARİHİ : 03.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır.Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur.Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil, görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama
suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir.Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
… Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi, Olayın gelişimi sırasında sanığın, cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nın “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 43/2. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Sanıkların, sanık … yönetiminde … plakalı araç ile içerisinde diğer sanıklar … ve … olduğu halde, Kuşadası istikametinden … istikametine doğru seyir halinde iken, polis memurları … ve …’nın … ilçesi … kavşağında asayiş uygulaması yaptıkları ve yol üzerinde 4 adet reflektörlü yol dubaları koyarak yolu daraltıp trafik kontrolü yaptıkları sırada trafik kontrolü yapıldığını gören sanıkların araçlarında daha sonra yapılan arama neticesinde ele geçen esrar maddesinin bulunması üzerine yakalanma korkusu ile paniğe kapıldıkları mağdur polis memurları … ve …’nın uyarı ve ikazlarına rağmen durmayarak aracı adı geçen polis memurlarının üzerlerine doğru sürdükleri mağdur polis memurlarının kendilerini yolun kenarına atmak suretiyle kurtardıkları, daha sonra kavşağın iç kısmında park halinde bulunan emniyet müdürlüğüne ait 09 A 0923 plakalı ekip arabasına sağ arka teker ve tampon kısmından kendi kullandıkları aracın ön kısmı ile çarpmak suretiyle arka kısmını yaklaşık 1,5 metre savurtmak suretiyle kendilerine yol açmak suretiyle döner kavşak içerisinden yolun ters istikametine girerek … istikametine doğru hızla kaçmaya başladıkları, bu şekilde polis aracına hasar verip yolun ters istikametine girmek suretiyle trafiğin tersi yönünden hızla ilerlemek suretiyle trafik güvenliğinin tehlikeye sokulduğunun iddia edildiği somut olayda;
1-Sanık … hakkında mala zarar verme ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar hakkında görevi yaptırmamak için direnme, sanıklar … ve … hakkında mala zarar verme suçlarından kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
a-Sanık … hakkında görevliye direnmek suçundan kurulan hükümde, tek fiille birden fazla kişiye karşı gerçekleşen eylemde, teselsül koşulları bulunduğu halde TCK’nun 43.maddesinin uygulanmaması,
b-Görevliye direnme suç tipinin “cebir” unsuru yönünden müştekilerin üzerine sürülmüş olan otomobilin, TCK’nın 6/1-f-4. maddesi kapsamında “silahtan sayılan alet” olduğu gözetilerek; sanığın cezasından TCK’nın 265.maddesi gereğince artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
c-Olay tutanağı, müşteki ve tanık beyanlarına göre; sanık …’in aracı araç sürücüsü olarak tek başına görevlerini yapmalarını engellemek amacıyla müşteki polis memurlarının üzerine sürdüğü ve polis ekip aracına çarparak zarar verdiğinin anlaşılması karşısında; sanıklar … ve …’ın mala zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarına nasıl katıldıkları denetime imkan verecek şekilde karar yerinde gerekçelendirilmeden, mahkumiyetlerine karar verilmesi ve buna bağlı olarak görevi yaptırmamak için direnme suçunun birden fazla kişiyle birlikte işlenmediği anlaşılmakla, sanık … hakkında tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK’nın 265/3.maddesi ile artırılması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; sanık … hakkında aynı yasanın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkının gözetilmesine, 03.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.