Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8704 E. 2013/20391 K. 18.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8704
KARAR NO : 2013/20391
KARAR TARİHİ : 18.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanununun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.

Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Katılan bankanın kredi komitesinin 24/06/2005 tarihli tahsis kararı uyarınca sanık …’in ortağı bulunduğu Tablosan Müh.İma ve Mon.AŞ’ye genel kredi tahsis edildiği, bu kapsamda anılan firmanın katılan bankadan kredi kullanmaya başladığı, son olarak kullanılan yaklaşık 750.000,00 TL kredi için firmanın bankaya 977.000,00 TL değerinde sekiz adet teminat çeki verdiği, çeklerin sanık …’in ortağı bulunduğu Gezgin Mak.Hır.San ve Tic.Ltd Şti’nin diğer ortağı olan sanık … tarafından imzalandığı, ticaret sicil gazetesinde de yayınlandığı üzere çeklerin her iki sanığın imzaları ve şirket kaşesi ile tedavüle konulması gerekirken yalnızca sanık … tarafından imzalanmış olduğu, kredi taksitlerinin ödenmesinde aksaklık yaşanması üzerine, çeklerin icra takibine konu edildiği, sanıkların suça konu çeklerle ilgili olarak ödemeden men talimatı verdikleri, çeklerde çift imza bulunmaması nedeniyle karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanıklar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu şekilde sanıkların katılan bankayı aldatma kastı ile hareket ettikleri iddia olunan olayda; katılan bankaca, sanıkların müşteri çeki yerine, sanık …’in teminat olarak verilen çeklerin hesap sahibi olarak görünen şirketin ortağı olduğu gizlenerek bahse konu çekler müşteri çekiymiş gibi bankaya verilip bankanın aldatıldığını belirtmiş olsa da, katılan bankanın anılan kredi komitesi kararında da vurgulandığı üzere teminat olarak “istihbaratı yapılmış gerçek müşteri çeki alınmasının” kararlaştırıldığı, banka tarafından teminat çeki olarak kabul edilen keşideci Gezgin firmasının ortaklarının kim olduğunun gerek çekin ait olduğu ilgili banka gerekse ilgili oda ve idareler vasıtasıyla kolaylıkla öğrenilebileceği, sanıkların aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle bankaya ödemeden men talimatı vermiş oldukları, yapılan icra takibine karşı herhangi bir itirazda bulunmadıkları dikkate alınarak suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile sanıkların beraatlarına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 18.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.