Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1433 E. 2013/20408 K. 18.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1433
KARAR NO : 2013/20408
KARAR TARİHİ : 18.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın

aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Beraat eden ve temyiz kapsamında olmayan diğer sanık … ile birlikte Tokat ilinde faaliyette bulunan Akcanlar Bilgisayar firmasını işleten sanık …’ın, yanında Hüdayi Arslan’la birlikte Konya’ya giderek daha önce bir kaç kez alışveriş yaptığı Micro Center isimli bilgisayar firmasının sahibi olan şikayetçi …’dan 31.000 TL’lik bilgisayar malzemesi satın aldığı, karşılığında … tarafından keşide edilmiş biri 11.000, diğeri 9.000 TL bedelli iki adet çek verdiği, kalan 11.000 TL için bir çek daha göndereceğini söylediği, bilgisayar malzemelerinin bir kısmını yanına alarak Tokat’a döndüğü, kalan malzemeleri şikayetçinin kargoya verdiği, şikayetçinin çekleri bankadan sorgulattığında sahte olduğunu öğrenmesi üzerine kargo şirketini arayarak kalan malların sanığa verilmesine engel olduğu, sanığın bu şekilde nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddia olunan somut olayda; sanığın aşamalarda değişmeyen savunmalarında Konya’ya gitmediğini, çekleri veren kişinin kendisi olmadığını beyan

etmiş, ayrıca şikayetçi Polat ise Cumhuriyet Savcılığına verdiği dilekçeyle sanığın akrabalarının sanığa ait resmi gösterdiklerini, kendisine çek veren kişinin sanık … olmadığını beyan etmiş ise de; kovuşturma esnasında şikayetçi Polat’ın bulunamaması ve sanığın akrabaları tarafından kendisine gösterilen resmin başka bir kişiye ait olabileceği ihtimali karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından; öncelikle şikayetçinin adresi tespit edilerek sanığa ait resimler de temin edilip yeniden teşhis yaptırılması, sanık ile şikayetçinin suç tarihinde kullandıklarını beyan ettikleri cep telefon numaralarına ait HTS raporları temin edilerek aralarında görüşme yapıp yapmadıkları ve baz istasyonuna göre sanığın Konya ilinde olup olmadığının tespiti, ayrıca sanığın yanında Konya iline gittiği iddia edilen Hüdayi Arslan isimli kişinin tespitiyle tanık olarak beyanının alınması ve şikayetçide bulunan fatura aslı getirtilip sanığa ait imzalarla karşılaştırılması yapıldıktan sonra toplanan tüm delillerin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, O Yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 18.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.