YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21847
KARAR NO : 2013/7591
KARAR TARİHİ : 24.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil, görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Sanık … hakkında hırsızlık suçundan çıkarılan yakalama emrinin infazı kapsamında sanığın evine gelen polis memurlarını fark eden sanığın yan binaya atlayarak kaçmaya çalıştığının görülerek görevlilerce kovalanmaya başlanması, şikayetçi polis memuru …’i kütük fırlatarak yaralayan sanık …’in yakalanması sonrası diğer sanıklar ….. ve …’nin taş ve sopalarla ekip aracına saldırarak zarar vermeleri şeklinde gelişen olayda, mahkemenin sanık … açısından “görevi yaptırmamak için direnme”, sanıklar …., ……. ve … açısından “kamu malına zarar verme” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş olup; şikayetçi polis memuru … ile tanık polis memuru Talip Uğurlu’nun olayın cereyan ettiği gün alınan ifadelerinde sanıkların taş ve sopalarla araca saldırdıklarını beyan etmiş olmaları karşısında tebliğnamedeki sanıkların eylemlerinin sübutu yönünden eksik inceleme ve soruşturma ile hüküm kurulduğuna ilişkin görüşe ve sanıkların zararı giderdiklerine dair bir beyanlarının bulunmaması nedeniyle mahkemenin zararın giderilip giderilmediğini araştırmak mecburiyetinin bulunmaması karşısında, zararın giderilmediğinin kabulüyle tebliğnamedeki 1 ve 2 numaralı görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 24.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.