YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/10533
KARAR NO : 2013/13764
KARAR TARİHİ : 23.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan sıfatını alabilecek şekilde suçtan zarar görmüş bulunan yakınanların, 5271 sayılı CMK.nun 260.maddesinin 1.fıkrası uyarınca hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Tır şoförlüğü yapan ve bu nedenle sık sık yurt dışına giden sanığın, müştekilerden farklı tarihlerde para alarak onlara yurtdışından elektronik eşya getireceğini söylediği, daha sonra ortadan kaybolduğu iddia olunan olayda;
Gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.09.1992 gün ve 225-236 sayılı gerekse bununla uyumlu Daire kararları da dikkate alınarak, mahkemeye gelmemiş sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak 1412 sayılı CMUK’nun 223/son maddesine paralel bir hüküm içeren CMK’nun 193/2.maddesinin, beraat kararı
yönünden, “dosya kapsamına göre ilk bakışta eyleminin suç oluşturmayacağının anlaşılması ve derhal beraat kararı verilebilecek” hallerle sınırlı olarak uygulanabileceği, “iddianamede tavsif edildiği şekli ile fiilin suç teşkil etmemesi ve fiilin suç olmaktan çıkarılması halleri dışında” deliller takdir edilerek beraat kararı verilebilmesi için mutlaka sanığın “usulünce sorgusunun” yapılması gerekeceği nazara alınmadan; delil takdirine girişilmek suretiyle mahkemenin 06.03.2006 tarihli oturumuna gelen sanığın, sonraki tarihli oturumda dahil olmak üzere “usulünce sorgusu” yapılmadan yargılamanın bitirilmesi suretiyle CMK.nun 191 ve devamı, 147 ve devamı maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, müştekilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23/09/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.