YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12701
KARAR NO : 2012/44316
KARAR TARİHİ : 27.11.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık (değişen suç vasfı nedeniyle Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan)
HÜKÜM : Mahkumiyet,beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında verilen beaat hükmüne yönelik temyiz incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Savcısı ve Katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda, sanık … ile …’nın evli oldukları, diğer sanık …’nun da sanık …’nin gayri resmi eşi olduğu, sanık …’nin hamile olması nedeniyle 17.09.2005 tarihinde Karaman Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde doğum yaptığı, ancak hastanede sanık …’nin Satı Hanım’ın sağlık karnesini kullanarak bu isimle tedavi gördügü şeklindeki eylemde,sanığın kendisini ve doğacak çocuğunu muhakkak bir tehlikeden kurtarma zorunluluğu karşısında, bu yaşamsal tehlikeden korunmak ve doğumu gerçekleştirmek amacıyla, başkasına ait sağlık karnesini
kullandığı, bu halde eyleminin TCK’nın 25/2.maddesi kapsamında kaldığı, bu nedenle 5271 sayılı CMK’nın 223/3-b maddesi gereğince sanıklar hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
a-Temel cezanın hapis cezası olarak belirlenmesi nedeniyleTCK’nun 50/2 maddesinde;Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez şeklindeki emredici hükme aykırı davranılarak hapis cezasının para cezasına çevrilmesi,
b-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısı, Katılan vekili ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.