Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2184 E. 2013/20604 K. 23.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2184
KARAR NO : 2013/20604
KARAR TARİHİ : 23.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler,

internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, olay tarihinde … ili Simav İlçesi hayvan pazarında katılanın yanına giderek, büyükbaş hayvanlara müşteri olduğu, dokuz adet hayvanı 8.100 TL bedelle almak üzere anlaştıkları, sanığın, 2.100 TL parayı peşin ödemeyi, geri kalan kısım için de çek vermeyi taahhüt ettiği, kendi cebinden çıkarttığı suça konu Akbank Alaşehir şubesine ait keşidecisi Sümerkay Yıldırım görünen boş bir çek yaprağının ön yüzünü … emrine 25/11/2007 keşide tarihli 6.000 TL olarak doldurup keşidecinin imzasını ve arkadaki … adını yazarak ciro ederek katılana teslim ettiği, peşin anlaşmaya varılan paranın 1.100 TL’sini verip, geri kalanı da bir hafta sonra vereceğini söyleyerek hayvanları teslim alıp olay yerinden ayrıldığı, katılanın bu çeki, kendi borcu nedeniyle Mehmet Köse’ye ciro yapmadan teslim ettiği, Mehmet Köse’nin de çeki, başka bir şahsa verdiği, çekin sahte olduğunun söylenmesi üzerine çekin geri alındığı, yapılan incelemede, çekin fotokopi belgeden oluşması nedeniyle tamamen sahte olduğunun belirtildiği, sanığın, çekteki yazı ve imzaların kendisine ait olduğunu, çeki amcasının oğlu olan Ercan Bulut isimli kişiden boş olarak aldığını belirttiği, Ercan isimli kişinin bu iddiaları doğrulamadığı, böylece sanığın, sahte çek düzenleyip haksız menfaat temin etmek suretiyle, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Suça konu çek üzerinde inceleme yapılarak belgenin sahte olup aldatma kabiliyetini de haiz bulunduğuna dair Emniyet Kriminal Müdürlüğü’nün 23/05/2007 tarihli raporundaki tespitler karşısında, adli emanette olduğu anlaşılan belge aslının ayrıca mahkemece yeniden tetkiki ve dosya içinde bulundurulmamasının, bu aşamada sonuca bir etkisinin bulunmaması karşısında bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin, resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen bütün unsurlarını taşıması gerekli olup, 6762 sayılı TTK’nın 692. maddesi gereğince çeklerde bulunması zorunlu olan keşide yerinin bir duraksamaya meydan vermeyecek biçimde açık ve anlaşılır olması gerektiği, aynı Kanun’un 693. maddesine göre ise, keşide yeri gösterilmemiş olan çekin, keşidecinin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde keşide edilmiş sayılacağı hükmüne yer verildiği de dikkate alınarak ve suça konu çekte keşide yeri ve keşidecinin ad ve soyadı altında da bir yer bulunmadığı anlaşılmakla, unsurları bulunmayan suça konu çekin özel belge niteliğinde olduğu, bu nedenle sanığın 5237 sayılı TCK’nın 207/1. maddesi kapsamında özel belgede sahtecilik suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilerek sanığa fazla ceza tayini,
2-Nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Suça konu çekin, zorunlu unsurlardan olan keşide yerinin bulunmaması nedeniyle, resmi belge niteliğinde olmaması nedeniyle, yasal olarak bankanın maddi varlığı olarak da kabul edilemeyeceği dikkate alınarak sanığın, TCK’nın 157/1 maddesi kapsamında basit dolandırıcılık suçundan mahkum edilmesi gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurularak fazla ceza tayini,
3-Kabule göre de; sanık müdafinin, lehe hükümlerin uygulanması isteminin, TCK’nın 52/4. maddesindeki taksitlendirme istemini de kapsadığı gözetilerek bu konuda bir karar verilmemesi,
4-Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması yönünden sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 23/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.