YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22393
KARAR NO : 2013/10125
KARAR TARİHİ : 04.10.2013
Çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından sanık …’in yapılan yargılaması sonunda; atılı suçlardan mahkûmiyetine dair …. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 18.11.2009 gün ve 2009/70 Esas, 2009/462 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtayca incelenmesi sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sağlık personeli yardımı ile doğan, kayden … doğumlu olup suç tarihinde 14 yaş içerisinde, ancak 15 yaşını henüz ikmal etmeyen mağdurenin sanık ile tanışarak onun yanına kaçtığı, rızasıyla ilişkiye girdiği, daha sonra da sanık ile resmi olarak evlenip çocuklarının olduğu ve halen evliliğin de devam ettiği olayda, sanığın duruşmada “Mağdurun yaşı küçükmüş” şeklindeki beyanı ile yanılgısını dile getirmesi, adli tıp uygulamalarına göre de kemik yaşının; hormonal durumu beslenme ve fiziksel aktivite gibi faktörlerin etkisiyle gerçek yaşa göre farklıklık gösterebileceğinin bilinmesi, mahkemece yapılan araştırmada da Eskişehir Devlet Hastanesinin adli tıp uzmanı tarafından kemik grafileri de incelenmek suretiyle düzenlenen raporunda mağdurenin suç tarihinde 15 yaşını tamamladığı, 16 yaş ilk yarısı içinde bulunduğunun belirtilmesi karşısında, TCK.nın 30. maddesi hükümleri yönünden hata halinin mevcut olup olmadığının tespiti için mağdurenin görünüm itibari ile 15 yaşından küçük olduğunun anlaşılıp anlaşılamayacağı, içinde bulundukları sosyal ve kültürel durumları dikkate alınarak sanığın, mağdurenin yaşı konusunda hataya düşmesinin mümkün olup olmadığının araştırılarak ve mahkemenin dosyadaki tüm verilerle birlikte kendi gözlemini de tespit ederek, gerekirse bu konuda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, … tarihinde oybirliğiyle karar verildi.