YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2201
KARAR NO : 2013/20665
KARAR TARİHİ : 23.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Olay günü sanıklar … ve …’in, Zafer Mahallesi Ankara Caddesi Belediye Hali önündeki üst geçit üzerinde, iskambil kağıtları ile “bul karayı al parayı” denilen oyunu oynattıkları sırada, katılanın geldiğini görmeleri üzerine, sanık …’in oyun oynadığı, parasını kaybettiğinden üzülmüş olduğu izlenimi yaratıp, katılanı bu duruma inandırdıktan sonra sözde kazanabileceği oyunu oynamasını sağlayarak 400 TL parasını iskambil kağıtlarının üzerine koymasını sağladıktan sonra parasını aldıkları, katılanın kendisini dolandırmaya çalıştıklarını anlaması üzerine, sanıkların aldıkları para ile birlikte olay yerinden kaçtıklarının iddia edildiği olayda;
31.03.2009 tarihli duruşmada, sanık …’in yargılamadan kaçtığı gerekçesiyle savunmasının alınmasına yönelik yakalama emri düzenlenmesine ve savunması alındıktan sonra serbest bırakılmasına ilişkin ara karar verilerek duruşmanın bu nedenlerle 25.06.2009 tarihine ertelendiği; ancak sanığın, 06.05.2009 tarihinde kendiliğinden geldiği görülmekle duruşmanın açılarak savunmasının alınmasından sonra usulüne uygun bir şekilde karar verildiği ve yargılama aşamasında her iki sanığın da savunmasının alınmış olduğunun anlaşılması karşısında; bu nedenlerle bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
1-Sanık …’ın, hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yaptığı temyiz talebinin incelenmesinde;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanın aşamalardaki beyanlarına, katılanın sanığı huzurda teşhis etmesine ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın “bul karayı al parayı” tabir edilen oyun ve çevresinde oyunu kaybederek üzülmüş rolü yapan elemanlarının yardımıyla sergilediği hileli hareketlerle, katılan tarafından bu oyunun oynanmasını sağlayarak katılanı kandırıp 400 TL parasını oyun oynadığı sırada almak suretiyle haksız kazanç sağlaması şeklinde tespit edilen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Mükerrir olan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesi gereğince “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, 1 yıl süreli olmak üzere denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hüküm fıkralarının tekerrürle ilgili kısmında yer alan “1 yıl süre ile” ibaresinin hüküm fıkralarından çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık …’in, hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yaptığı temyiz talebinin incelemesinde;
Sanığın hüküm tarihinden sonra 01.12.2012 tarihinde vefat ettiğinin UYAP üzerinden MERNİS’ten temin edilen nüfus kaydından anlaşılması karşısında; hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. Maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.