YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/9362
KARAR NO : 2013/20497
KARAR TARİHİ : 19.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılana ait işyerini kendini… olarak tanıtıp yazılı sözleşme olmaksızın kiralamasını müteakip son zamanlarda kira bedellerini düzenli ödememsi ve biriktirmesi nedeniyle katılanın isteği üzerine İzmir 21. İcra Müdürlüğünün 2008/5142 E. sayılı dosyasında takibe konulan, ödeyecek kısmında… adı yazılı imzasını havi, katılana teslim anında miktar ve düzenleme-ödeme tarihleri yazılmayan senedi vermesi bilahare senette yazılı adreste yapılan haciz işlemi sırasında borçlunun kendisi olmadığını beyan etmesi suretiyle haczin akemete uğraması sonucunu sağlaması eyleminin “dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda;
Gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenebilmesi amacına yönelik olarak; sanığın dosyada bulunan 28.01.2009 tarihli nüfus kaydına göre evli olmadığı, 26.06.2009 tarihli duruşmadaki beyanında ise katılana ait işyerini yazılı sözleşme olmaksızın kiralayanın, sonradan evlendiği eşi … olduğunu, kiralama yapılırken onun yanında eşi sıfatıyla bulunurken adını doğru söylemekle birlikte soyadını “…” olarak bildirdiğini o nedenle teminat senedine soyadının farklı yazıldığını savunması karşısında; savunmada adı geçen…’un usulünce tanık sıfatıyla dinlenmesi, katılanın da bu savunma doğrultusunda beyanının tespiti ile senette borçlu kısmında ve tarih kısımlarında yer alan yazı ve rakamların sanığa veya katılana ait olup olmadığının araştırılıp bu konuda rapor alınması, yukarıda belirtilen icra dosyasının getirtilip ayrıntılı şekilde incelenmesi ve özetinin tutanağa geçirilmesi, sanığın ayrıca itirazları var ise bunlara ilişkin bilgi-belgelerin dosyaya intikalinin sağlanması, sanığın Şenay ile evli olup olmadığının kayden belirlenmesi, toplanan deliller birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.