YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/28053
KARAR NO : 2013/20510
KARAR TARİHİ : 19.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.
Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’nun, tanık …’nun annesi olduğu ve tanık Gazi’nin tanık … ile gayri resmi evli olarak birlikte yaşadığı, tanık …’ in bu beraberlikten hamile kaldığı ve sağlık güvencesinin bulunmaması nedeniyle 21.08.2010 tarihinde tanık Buket’in doğum sancılarının artması üzerine kayınvalidesi … ile kayınbiraderi sanık …’nun sanık …’ın kızı, sanık …’ın da kız kardeşi olan …’a ait yeşil kart sağlık cüzdanı ile birlikte Zübeyde Hanım Doğum ve Çocuk Hastanesi’ne götürdükleri, hastaneye giriş işlemlerini yaptıkları, ancak yeşil kart provizyonu sorgulandığında, yeşil kart sahibinin durumunun aktif olmadığı uyarısının verildiği, bunun üzerine tedavi masraflarının sanık … tarafından karşılandığı, asıl yeşil kart sahibi olan …’ın ise bu olaydan yaklaşık 1 ay sonra 16.09.2010 tarihinde doğum yaptığı, 1 ay önce aynı kişinin bir kez daha doğum yapmak için hastane ye müracaatının bulunduğunun tespit edilmesi üzerine ilgili hastane tarafından suç duyurusunda bulunulduğu somut olayda; sanıkların başkasına ait kullandıkları yeşil kartın süresinin dolduğu, bu belgeyle herhangi bir sağlık yardımından faydalanamayacakları, bu nedenle dolandırıcılık eyleminde kullandıkları vasıtanın suçu işlemeye elverişli olmadığı gerekçesi ile verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19/12/2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.