YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1111
KARAR NO : 2013/15198
KARAR TARİHİ : 09.10.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurumundaki eşya hakkında hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Sanık hakkında müştekiler …, …, … ve …’a yönelik dolandırıcılık suçlarından ve icra dosyalarının hırsızlanmasına ilişkin verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı Kanun’un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanık hakkında müşteki …’e yönelik dolandırıcılık eyleminden verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak yapılan temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın, katılana kendisini avukat olarak tanıttığı, … Hukuk Fakültesi’nden mezun olduğunu, …’in icra davalarına baktığını, uzmanlık alanının icra hukuku olduğunu, bir hukuk bürosunda çalıştığını söyleyerek, Av. …’in haberi ve bilgisi olmadan onun adına … 1. Noterliği’nden 2009 yılı Ocak ayı içerisinde vekaletname düzenlettirdiği, sanığın ev aramasında ele geçen ve katılanın cirosu bulunan 25 adet çek ile 5 adet senedi katılanın, sanığa tahsil etmesi için verdiği, sanığın, katılana …, … ve …’ya gideceğini söyleyerek istihbarat için katılandan 3.000 TL para aldığı, bir süre sonra gelip borçluların izini bulduğunu, …’a taşındıklarını, bu şahısların … Mobilya’ya döşeme işi yaptıklarını, piyasayı vurduklarını, trilyonluk yer açtıklarını söyleyip, ben bunları tahsil ederim ancak ilk önce 100.000 TL’lik miktar için takip yapalım diyerek katılandan 8.000 TL ihtiyati haciz ve masraflar için para istediği, katılanın, sanığa 8.000 TL verdiği, katılanın çeklerin durumunu sorduğunda, sanığın, takip yaptık, haciz yaptık, bir kere daha takip yapalım diyerek katılandan kalan çekleri de istediği, ihtiyati haciz bedeli olarak katılandan 10.000 TL daha para aldığı, katılanın sanığa yeniden çeklerin durumunu sorduğunda “abi itiraz ettiler, sonuçlandırmaya çalışıyoruz” diyerek katılanı sürekli oyaladığı olayda; sanığın üzerine atılı eylemin 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde tarif edilen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün, ONANMASINA, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.