Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7383 E. 2012/38783 K. 11.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7383
KARAR NO : 2012/38783
KARAR TARİHİ : 11.06.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık ve Özel Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-)Dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından … hakknda kurulan hükümlerin incelenmesinde,
Sanığın 03/03/2011 tarihinde tebliğ olunan 21/02/2011 tarihli ek-karara yönelik, yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 30/05/2011 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-) Dolandırcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından sanık … hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın kooperatif başkanı olarak daire sahibi kişiler adına, inşaatın tamamlanıp oturma belgesi alınmadığı halde, inşaat bitmiş gibi göstermek suretiyle, … takipciliği yapan diğer sanık … ile işbirliği halinde su aboneliği için belediyeye başvurup normalde şantiye aboneliği alınacakken, 30/08/2007 tarihli sahte düzenlenmiş iskan belgesi sunarak, tamamlanmış bina aboneliği başvurusu yapmak suretiyle 16 kişiyi abone yaptıkları ve bu yolla da, belediye başkanlığına ödenmesi gerekenden 836.12. TL eksik para ödeyerek kamu kurumunu sahte özel evrek düzenleyip kullanarak dolandırdıkları şeklinde gerçekleştiği iddia olunan eylemlerde,
a-) Sanık …”nın 17/12/2007 tarihli hazırlık anlatımında, sahte düzenlendiği iddia olunan 30/08/2007 tarihli iskan belgesi üzerindeki aslına uygundur kaşe ve imzasının kendisine ait olduğuna dair beyanı, yine belediyeye ilgili belgenin vekalet veren aboneler adına sanık … tarafından verilmiş ve işlemlerinde bu sanık tarafından takip edilmiş olduğunun dosya içeriği ve tanık beyanlarından da anlaşılmış bulunması karşısında sanık …”in diğer sanık …”nın eylemlerine katıldığına dair cezalandırılmasına yeter, somut ve inandırıcı delil bulunmadığı ve atılı suçlardan beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde her iki suçtan mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre ;
b- Dolandırıcılık suçundan kurulan hükümde, 5237 Sayılı Yasa’da 765 Sayılı Yasa’dan farklı olarak “gün para cezası sistemi” kabul edildiği için bu sistemde nispi para cezasına yer verilmemiştir.İlgili maddelerin gerekçe bölümlerinde de 5237 Sayılı TCK.nın sisteminde nispi para cezasının öngörülmediği açıkça belirtilmektedir. Ancak, 5237 Sayılı Yasanın 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 29.06.2005 gün ve 5377 Sayılı Yasanın 19.maddesi ile değişik TCK. nun 158/1.fıkrasına eklenen “… Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katında az olamaz.” cümlesi ile getirilen yeni değişikliğe ilişkin gerekçede de belirtildiği üzere, 158. maddenin 1.fıkrasına eklenen son cümledeki “…adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olması gerekmektedir.
5237 sayılı TCK.nun 52.maddesinin 1.fıkrası “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan paranın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” şeklindeki adli para cezasının tanımı yapıldıktan sonra aynı maddenin 3.fıkrasında “Kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.” ve aynı Kanunun 61.maddesinin 8.fıkrasında ise “Adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır.Adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.” hükümleri ile yasa koyucu adli para cezasının mutlaka gün üzerinden tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir.
5237 Sayılı TCK.nun 158.maddesinin 1.fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır.
Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK.nun 61.maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52.maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir.
Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise;o takdirde tespit olunacak temel gün,suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 YTL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi sayılmamıştır.
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.