Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/15232 E. 2012/40795 K. 05.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15232
KARAR NO : 2012/40795
KARAR TARİHİ : 05.07.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın olay tarihinde patates almak amacıyla Niğde’ye gelen şikayetçiye kendisini patates tüccarı Arif Kaçar olarak tanıtıp patates bulabileceğini söylediği, … plaka aracıyla şikayetçiyi … kasabasına getirdiği, patates tarlasında çalışan bir kısım köylüleri göstererek bu patatesleri şikayetçiye yükleyebileceğini beyan ettiği, daha sonra şikayetçiden köylüye ve çuvalcıya vereceğini söyleyip para istediği, sanığın hileli söz ve davranışlarıyla ikna olan şikayetçinin 2.500,00 YTL parayı … ilçe merkezinde sanığa verdiği, sanığın parayı aldıktan sonra gelen telefon üzerine ortadan kaybolmak suretiyle haksız menfaat temin ettiği anlaşıldığından, dolandırıcılık suçunun subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak,
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.12.2008 gün ve 2008/5-146-235 sayılı kararında açıklandığı üzere; 5237 sayılı TCK.nun 55.maddesi gereğince “kazanç müsaderesinin” ancak suçun
işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançlar olduğu takdirde ve suçun mağduruna iade edilememesi halinde mümkün olup suçun mağdurunun belli olması ve maddi menfaatin mağdura iade edilememe koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 55/2.maddesi uyarınca kazanç müsaderesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
5237 Sayılı Yasanın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarına ilişkin hak yoksunluğunun, aynı maddenin 3.fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek ve hüküm fıkrasındaki “5237 sayılı Yasanın 55. maddesinin uygulanmasına” ilişkin bölümün ise çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.