Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25647 E. 2012/43996 K. 14.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25647
KARAR NO : 2012/43996
KARAR TARİHİ : 14.11.2012

MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan verilen 30.12.2010 tarihli beraat hükmü katılan vekilinin yüzüne karşı tefhim olunduğu halde sanıklardan … ve … hakkında süresinde temyiz talebinde bulunmadığı anlaşıldığından, belirtilen sanıklar açısından yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 01.03.2011 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-…(… oğlu), …, …, …, …, …(… oğlu), …, …, …, …, …, … Tarım Ürünleri Tekstil İnşaat Turizm Akaryakıt San ve Tic. Ltd. Şirketi hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Konya, … Elektrik santrali inşaatı kapsamında bulunan arazi sahipleri olan sanıklar …, …(… oğlu), …, …, …, … ve … ile katılan DSİ Genel Müdürlüğü arasında arazilerin devri hususunda yapılan pazarlık görüşmelerinin sonuçsuz kalması üzerine sanıklar hakkında kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescili davaları açılmasından sonra ve mahkemece yapılacak keşiften kısa süre önce sanıkların, … oğlu …’in yardımlarıyla arazilerine damlama sulama tesisatı yaptırıp, karpuz fidesi ekmeleri eyleminin; dava tarihinde arazilerin niteliği ve üzerindekileri gösterir DSİ kıymet takdiri komisyonu raporları bulunması ve yapılacak olan keşifte arazilerin niteliğinin ve sonradan yapılan tesislerin kolayca anlaşılabilir olması nedeniyle, mağdurun denetim olanağını ortadan kaldıracak mahiyette hile boyutuna ulaşmadığı; anlaşıldığından eylemlerin dolandırıcılık suçunu oluşturmadığına yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, sanıklar … ve … hakkında dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından verilen beraat kararlarına yönelik red kararlarının oybirliğiyle; sanıklar …, …(… oğlu), …, …, …, …, … hakkında aynı suçtan verilen beraatler açısından oybirliğiyle; …(… oğlu), …, …, …, … Tarım Ürünleri Tekstil İnşaat Turizm Akaryakıt San ve Tic. Ltd. Şirketi hakkında dolandırıcılığa teşebbüsten verilen beraatler yönünden 14.11.2012 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy) (Karşı Oy)

Dolandırıcılık suçu, “failin, bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması” olarak tanımlanmaktadır. Nitekim dairemizce de benimsendiği için kararda bu cümlelerle aynen yer verilmiştir.
Somut olaya baktığımızda; birlikte hareket eden sanıklar … (… oğlu), …, …, …’nın, gölet yapımı nedeniyle kamulaştırılacak kuru arazilerin sahiplerine ulaşarak, “DSİ tarafından belirlenen ve teklif edilen kamulaştırma bedellerini kabul etmemelerini, kendileri tarafından karşılanacak masraflarla arazinin tarım arazisi görünümüne kavuşturulacağını, bu görüntü nedeniyle oluşacak kamulaştırma bedel farklarının yarısının kendilerine verilmesi gerektiğini” söyleyip ikna ettikleri, akabinde ise; kurmuş oldukları … Tarım Ürünleri, Tekstil, İnşaat, Turizm, Akaryakıt San. ve Tic. Ltd. Şti vasıtasıyla, bir kısmı tarım arazisi vasfı bile taşımayan susuz ve kurak veya eğimli arazilere göstermelik olarak damlama sulama boruları döşedikleri, traktörle sürdükleri tarlaya fide ve fidan döşedikleri, yapılan bu işlerin tarım yapmaya yönelik olmayıp, tarım alanı görüntüsü vermeye yönelik olduğu, hatta bilirkişilerin değer tespitinde bulunmasına kadar yeşillikleri solmasın diye bazı fidanları saksı ile toprağa gömdükleri, ancak yapılan ihbar üzerine amaçlarına ulaşamadıkları görülmektedir.
Sanıkların anlatılan eylemlerini dolandırıcılık suçu bakımından incelediğimizde; kamu görevlilerini veya bilirkişileri kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarda bulundukları, bu bağlamda; kuru arazileri sulanabilen yeşil sebze-meyve bahçesi olarak göstermeye çalıştıkları, gerek toprağın yapısı itibariyle tarım arazisi olmaması, gerek yapılacak kamulaştırma nedeniyle zaten tarım yapma imkânlarının bulunmamasına rağmen sanki “önceden tarım alanıymış” gibi görüntü verilmeye çalıştıkları, fidanları saksı ile gömmek suretiyle hilelerine ağırlık kazandırdıkları, arazi üzerine göstermelik kulübeler koydukları, birden çok hileli hareketler yaparak, kamulaştırma bedelinin artırılmasını gerekli kılan görüntü oluşturdukları saptanmıştır.
Kısaca sanıklar menfaat teminine yönelik hileli davranışlarını sergilemişlerdir. Sayın çoğunluk tarafından da olayın oluşu bu şekilde kabul edilmesine karşın. “olayda belirli ağırlık ve yoğunluğa ulaşmış, mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte hileli davranışların varlığından söz edilemeyeceği” gerekçesiyle beraat kararının onanması cihetine gidilmiştir. Bu görüşe katılmamız şu gerekçelerle mümkün değildir:
Sulu arazilerin kamulaştırma bedelleri kuru arazi kamulaştırma bedellerinden fazladır. Yapılan ihbar ve şikâyet ile kurum harekete geçirilerek sanıkların eylemleri tespit edilmemiş olsaydı fidanların toprak altında kalan kısımları araştırılmayacak, sulu ve yeşil bahçe görüntüsüne inanılıp alt yapı araştırmasına gidilmeyecek, böylece sanıkların amacına ulaşması mümkün olacaktı. Zira, henüz yıl içinde dikilmiş fide ve fidanlar nedeniyle de arazinin vasfı değişeceğinden fazla bedel tespiti kaçınılmaz olacaktı. Yine sanıkların hileleri tespit edilmeseydi, arazi değerinde fazla bir artış olmasa bile üzerinde bulunan sulama tesislerinin maliyeti kamulaştırma bedeline ekleneceğinden bu şekilde bile kurum fazla ödemede bulunarak zarara uğrayacaktı.
Sonuç olarak; sanıklar, devletin zararına olarak kendileri lehine haksız menfaat elde etmek amacıyla, başkasını yanıltabilecek nitelikteki hileli davranışları sergilemelerine rağmen yapılan bir ihbar nedeniyle amaçlarına ulaşamadıklarından eylemleri teşebbüs aşamasında kalmıştır. Bu nedenle nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan sanıkların beraatlarına dair yerel mahkeme kararı isabetli olmadığından bozulması gerektiğine inandığımızdan, adı geçen sanıklar hakkındaki beraat hükmünün onanmasına yönelik sayın çoğunluk görüşüne muhalifiz. 14/11/2012