Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/2245 E. 2012/43995 K. 14.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/2245
KARAR NO : 2012/43995
KARAR TARİHİ : 14.11.2012

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın … Tıp Merkezinin başhekimi ve sorumlusu olduğu,yapılan incelemede acil grubu hasta sayısında artış görüldüğü, incelemeye alınan 153 sigortalıdan 109 sigortalının son 1 yıl içinde tıp merkezine hiç gitmedikleri ve hizmet almadıkları, askerde olan sigortalıya muayene olmuş gibi evrak düzenlendiği,evinde kalorifer sistemi bulunan ve soba kullanmayan sigortalıya soba zehirlenmesi tedavisi yapıldığı, muayene ve tedavi görmeyen birçok kişi adına sahte evrak düzenlenerek fatura edilip, katılan kurumdan 5.559,18 TL fazla para tahsil edildiği iddiası ile açılan davada; 07.07.2011 tarihli bilirkişi raporunda açıklandığı üzere; hasta kabul formu ve
reçetelerdeki imzaların bir kısmının ilgili hastaların eli ürünü olduğu, bir kısmının ise ilgili hastaların eli ürünü olmadığı, diğer bir kısım belgelerin ise ilgili kişilerin örnek imzalarının bulunmaması nedeni ile evrakların sahte olup olmadıkları tespit edilemediğinin belirtildiği anlaşıldığından;adı geçen tıp merkezine hiç gitmeyen hastalar hakkında, sahte olarak düzenlenen reçete veya tedavi evraklarında ismi veya kaşesi bulanan doktor ve personelin usulünce duruşmaya davet edilerek dinlenilmeleri, ilgili kişiler hakkında herhangi bir soruşturma açılıp açılmadığının, açıldıysa ilgili soruşturma evraklarının getirtilerek, düzenlenen reçete veya tedavi evraklarından sanığın haberinin olup olmadığı, tanzim edilen reçetelerdeki ilaçların eczanelerden alınıp alınmadığının araştırılması, alınan ilaçlar nedeniyle gerçek zarar miktarının belirlenmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş,katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.