YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15247
KARAR NO : 2012/40796
KARAR TARİHİ : 05.07.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;sanıkların çocuklarının kaçırılması olayının medyaya yansıması üzerine, bazı yardımsever şahısların hesaplarına kendi istekleri doğrultusunda para yatırdıkları, hiç kimseden maddi yardım talebinde bulunmadıkları, insanların dini inanç ve duygularını istismar ederek bankayı aracı kılmak sureti ile bu şahıslardan haksız menfaat temin etmek kastı ile hareket ettiklerine dair sanıkların savunmalarının aksine mahkumiyetlerine yeter derecede kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, O Yer C.Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 05.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.