YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2015
KARAR NO : 2013/7333
KARAR TARİHİ : 22.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Malına zarar verme, Kamu görevlisine karşı kasten yaralama, Kamu görevlisine karşı hakaret, Tehdit
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
… ve … hakkında verilen kararlara karşı herhangi bir temyiz isteminin bulunmadığı dikkate alınarak sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararlarıyla sınırlı olarak yapılan incelemede;
Müştekilerin Alanya İlçe Emniyet Müdürlüğü Önleyici Hizmetler Büro Amirliğinde görevli polis memurları oldukları, olay tarihinden önce sanık … hakkında izinsiz ve belgesiz rehberlik yaptığı gerekçesi ile hakkında işlem yaptıkları, bu nedenle sanık ve müşteki polisler arasında husumet oluştuğu, suç tarihinde polislerle karşılaşan ve alkollü olan sanığın elinde bulunan bira şişesini havaya kaldırarak “geçen gün yaptıklarınızı unutmadım, siz de unutmayın, sizi denk getirip öldürmezsem adam değilim.” diyerek üzerlerine saldırdığı, sinkaflı sözlerle hakaret edip, elindeki bira şişesi ile müştekileri darp ettiği, müştekilerin de sanığa karşılık vererek sanığı darp ettikleri ve sonrasında sanığı kelepçeleyip etkisiz hale getirdikleri, karakola götürmek istedikleri sırada sanığın “öldünüz, savcı zaten bu işi biliyor, sizin meslek hayatınız bitti, siz bu meslekten ekmek yiyemezsiniz, kim güçlüymüş göstereceğim size” diyerek tehditlerine devam ettiği, karakola götürülen sanığın burada bulunan bankoya tekme atmak suretiyle zarar verdiği, olay sonucunda müşteki polis … ‘in basit tıbbi müdahale ile giderilemez, vücuttaki kemik kırıklarının hayati fonksiyonları orta derecede etkileyecek şekilde, müşteki polis Vatan’ın da basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek derecede yaralandıkları, böylece sanığın kamu görevlisine hakaret, tehdit, kasten yaralama ve kamu malına zarar verme suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Müşteki …’e yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, müştekilere yönelik kamu görevlisine hakaret ve kamu malına zarar verme suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Suçların işlendiğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Hakaret suçundan hüküm kurulurken, doğrudan TCK’nın 125/1,3-a maddesi gereğince temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, öncelikle TCK’nın 125/1 maddesi gereğince 3 ay hapis cezası belirlenip, aynı maddenin 3-a
maddesi gereğince 1 yıl hapis cezasına çıkartılarak arttırım ve indirimlerin bu ceza üzerinden yapılmış olmasındaki yanlışlık sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Mahkeme tarafından hakaret suçunun işleniş şekli, suçun işlendiği yer ve zaman dilimi dikkate alınarak hapis cezasının tercih edilmiş olması ve ilk haksız hareketin sanık tarafından gerçekleştirilmiş olması, TCK’nın 29.maddesinin koşullarının bulunmaması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Müştekilere karşı tehdit suçundan verilen mahkumiyet kararı ile müşteki …’e yönelik kamu görevlisine karşı basit kasten yaralama suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde,
5237 sayılı TCK’nın “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir … için değil, görevine giren bir … için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan
kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Sanıkla müştekiler arasında başlayan tartışma ve kavganın, daha önce sanık hakkında yapılan resmi işlemden kaynaklandığı, müştekileri gören sanığın, kendi hakkında daha önce yapılan resmi işlemleri düşünerek, görevli olan müşteki polislere saldırdığı ve onlara yönelik tehdit içerikli sözler söylediği, müşteki polislerin de sanığın bu saldırısına karşı koyarak zor kullanmak suretiyle sanığı karakola götürmeye çalıştıkları, sanığın, yolda giderken de tehditlerine ve saldırılarına devam ettiği dikkate alınarak, sanığın görevini yapan ve yapmakta olan müştekilere karşı tehdit içerikli sözler söylemesi ve müşteki Vatan’ı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralaması eylemlerinin bir bütün olarak kamu görevlisine direnme suçunun unsuru olduğu, bu nedenle, sanığın sadece TCK’nın 265/1, 43 maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, her bir eylemin ayrı bir suç gibi değerlendirilerek tehdit ve basit kasten yaralama suçlarından ayrı hüküm kurmak suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğunan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.