Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19106 E. 2013/16332 K. 31.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19106
KARAR NO : 2013/16332
KARAR TARİHİ : 31.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, eski eşine ait olan ve … köyünde bulunan yayla evinin satımı konusunda katılan ile anlaştığı ve bu çerçevede sattığı evin bedeli olan 45.000.00 TL nakit parayı katılandan aldığı, ancak daha sonra eski eşinin fiyatı ucuz bulduğundan bahisle kendisine vekalet vermediğini belirterek suça konu evin tapusunu vermediği, akabinde katılanın parasını da iade etmeyip haksız menfaat sağlayarak dolandırıcılık yaptığının iddia edildiği olayda, sanık ve katılan arasında ev satımına ilişkin protokol ve senet yapılmış olması, ayrıca eylemin tamamen bir ev alımından kaynaklanması nedenleriyle hukuki uyuşmazlık olduğu, bu kapsamda dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık …’nın, … Emlak ünvanıyla yaptığı emlak komisyonculuğu işi karşılığında aldığı bedeller için Vergi Usul Kanunu gereğince serbest meslek makbuzu düzenlemeyip fatura düzenlemek zorunda olduğu, bu çerçevede sanığın ticari mahiyetteki işinin serbest meslek faaliyeti kapsamında olmaması karşısında, bu hususta bozma isteyen tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 31.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.