Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/10047 E. 2011/3434 K. 05.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10047
KARAR NO : 2011/3434
KARAR TARİHİ : 05.10.2011

Emniyeti suistimal suçundan sanık …’ın 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 510, 522.maddeleri gereğince 1 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 6.maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine dair Sincan Ağır Ceza Mahkemesinin 24.06.2004 tarihli ve 2004/12-122 sayılı kararını müteakip, sanık vekili tarafından yapılan , 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun’nun 231.maddesinin uygulanması talebinin, erteli hükmün 24.06.2009 tarihinde 765 sayılı Kanun’un 95/2.maddesi uyarınca esasen vaki olmamış sayıldığı ve adli sicil kayıtlarından silinmesi gerektiği, yok hükmünde olan bir kararın yeniden ele alınması olanağının bulunmadığından bahisle reddine ilişkin Sincan 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 29.06.2010 tarihli 2010/1434 değişik … sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 26.12.2010 gün ve 2010/15033/76208 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2011 gün ve 2011/1585 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 09.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun kesinleşmiş, infaz edilmekte olan ve hukuki yararı bulunmak koşuluyla infaz edilmiş hükümler yönünden de ugyulanmasının zorunlu olduğu, avukat olan sanığın, söz konusu mahkumiyeti sebebiyle 1136 sayılı Avukatlık kanunu’nun 5/1-A, 5/2, 135.maddeleri gereğince avukatlık ruhsatının iptali ile meslekten çıkarılmasına karar verildiginin anlaşılması karşısında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun uygulanmasında hukuki yarar bulunduğu gözetilmeden itirazın kabulü yerine
reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5728 sayılı yasanın geçici 1.maddesinin 2.fıkrasında “bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkumiyet kararları hakkında lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13.12.2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkında Kanunun 98 ila 101.maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir.Ancak hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde, inceleme duruşma açılmak suretiyle yapılabilir.” hükmü getirilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.09.2009 gün, 2009/9-91 esas, 2009/212 sayılı kararında belirtildiği üzere, 5728 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş, infaz edilmekte ve hatta koşulları bulunmakta ise infaz edilmiş olan mahkumiyet kararları hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin uyarlama, hükmü veren mahkemece, genel bir ilke olarak objektif koşullarının (mahkumiyet hükmü olması, suç niteliği ve ceza miktarı ile daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmama) değerlendirilmesiyle sınırlı bir inceleme yapılması halinde evrak üzerinde, sübjektif koşulların (sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarının) değerlendirilmesi gereken hallerde ise duruşma açılarak yapılmalıdır.
Dosyada mevcut sanığın adli sicil kaydı inclendiğinde ise; 765 sayılı Yasanın 95/2.maddesi uyarınca esasen vaki olmamış sayılan ve sicil kaydından silinme koşulları oluşmuş mahkumiyetinin bulunduğu görülmüştür.
Objektif koşulların varlığı halinde mahkemece subjektif koşullar değerlendirilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hakkında karar verimesi gerektiğinden ve subjektif koşullara ilişkin değerlen- dirmenin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında belirtildiği üzere duruşmalı inceleme ile yapılması zorunlu bulunduğundan, Sincan 1.Ağır Ceza Mahkemesince duruşmalı inceleme yapılmayıp dosya üzerinden karar ittihaz edilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden subjektif koşulların değerlendirilmediği belirlenilmiş olup, bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.