Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/4748 E. 2021/11433 K. 18.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4748
KARAR NO : 2021/11433
KARAR TARİHİ : 18.11.2021

MAHKEMESİ : … Batı Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında … Batı Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı ve asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş olup, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, … İli … İlçesi … Köyü/Mahallesi çalışma alanında ve tapuda SS … Konut Yapı Koop. Adına kayıtlı bulunan eski 201 parsel sayılı 51.400,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 658 ada 2 parsel numarasıyla ve 49.443,99 m2 yüzölçümlü olarak; eksi 207 parsel sayılı 3.150,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 639 ada 2 parsel numarasıyla ve 3.149,99 m2 yüzölçümlü olarak; eski 213 parsel sayılı 212.800,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 640 ada 7 parsel numarasıyla ve 208.968,39 m2 yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı … İnşaat Turizm Tic. ve San. A.Ş. vekili, davacı şirket adına kayıtlı olan taşınmazların yüzölçümlerinin 3402 sayılı Yasa’nın 22/a maddesine dayalı yenileme çalışmaları sonucunda azaldığını belirterek, taşınmazların yüzölçümünün yenileme çalışmasından evvelki hali ile düzeltilerek tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmış ve yargılama sırasında müdahil S.S. … Konut Yapı Koop. davaya katılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın ve asli müdahilin davasının reddine, dava konusu … İli … İlçesi … Mahallesinde kain eski 201 yeni 658 ada 2 parsel, eski 207 yeni 639 ada 2 parsel ve eski 213 yeni 640 ada 7 parsel nolu taşınmazların aynen yenileme kadastrosu tespitleri gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davacı ve asli müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf talebinin reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı … İnşaat Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekili, uygulama kadastrosu sırasında eski 201, 207 ve 213 parsel sayılı taşınmazların yüz ölçümlerinin haksız olarak eksiltildiğini belirterek, taşınmazların önceki yüz ölçümleri gibi tapuya tescilini talep etmiş; müdahil davacı S.S. … Yapı Kooperatifi, davacının, kooperatif ortağı olduğu taşınmazların tapuda adlarına kayıtlı bulunduğunu belirterek, davacı yanında davaya katılmıştır.
Davalı … vekili, dava konusu taşınmazlardaki eksikliğin komşu parsellere geçip geçmediğinin tespit edilmesini ve sadece o parselin maliklerine karşı davanın devam etmesi gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddini savunmuştur.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosuna itiraz davasıdır. Bu tür davalarda husumetin, yapılan tespit sonucunda itiraz edenin taşınmazları aleyhine yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınır değiştirilen taşınmazların maliklerine yöneltilmesi gerekir. Ancak, uygulama kadastrosu sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların bulunmaması halinde ise Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek de dava açılabilir. Davacıya ait taşınmazların yüzölçümlerinde oluşan eksilmelerin tescil harici taşınmazlardan kaynaklandığının anlaşılması halinde de Hazine ile ilgili Kamu Tüzel Kişilerinin davaya dahil edilmesi için davacıya imkan verilmelidir.
Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, yine varsa yenileme kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar, dava konu taşınmazlara ilişkin olarak tesis ve yenileme kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita ya da jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalı; keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat mühendisi bilirkişi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı,sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak yenileme kadastrosunu denetlemesi istenmeli; teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat, hesap, ölçü hatası veya sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, yenileme kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, yenileme kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “yenileme tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bu raporun eki olacak haritalarda, birincisi hava fotoğrafı üzerinde, ikincisi ise ortofoto (bulunmadığı takdirde uydu fotoğrafı) üzerinde tesis kadastrosu paftası ile yenileme kadastrosu paftası çakıştırılmış bulunmalı, ayrıca her biri yönünden çakıştırmalardan bir tanesinin ada bazında, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve yakın komşularını gösterir şekilde olmalıdır. Teknik bilirkişi haritasında, yenileme kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken, yenileme kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının yenileme kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; Mahkemece, bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle, taşınmazların rapora ekli krokilerde tesis ve uygulama paftalarının çakıştırılması sonucunda sınırlarında her hangi bir değişiklik bulunmadığı, eski ve yeni tarihli hava fotoğraflarında da zeminle uyumlu oldukları, dolayısıyla uygulama kadastro çalışmasının doğru yapıldığı gerekçesine dayalı olarak karar verilmekle birlikte, dava konusu taşınmazların tümüne ait tesis ve uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokileri, hesap ve ölçü cetvelleri, taşınmazlar tesis kadastrosundan sonra hükmen ifraz yoluyla oluştuklarına göre bu ifrazlara ilişkin ifraz krokisi ve sair belgeler ile taşınmazların tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları ile temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmadığı gibi, bu belgelerin bir kısmından bilirkişi raporunda yararlanıldığı anlaşılmasına nazaran raporun denetleme olanağı da bulunmamaktadır. Öte yandan hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tesis paftasının vektörel hale getirilip, çakıştırılması sonucunda pafta sınırlarının zemin ile uyumlu olduğu, uygulama kadastrosu sınırlarının da bu sınırlarla uyumlu olduğu, tesis kadastrosu zamanındaki hava fotoğrafına göre de taşınmazların kuzey ve doğu sınırlarının mevcut olduğu, taşınmazlardaki yüzölçüm farklılığının tesis kadastrosu sırasındaki hesap hatasından ve sınırların sabit alınmasından kaynaklandığı belirtilmesine karşın, rapora ekli uydu fotoğrafı üzerindeki çakıştırmaya göre bazı kısımlarda sabit sınırlar ile pafta sınırlarının tam olarak çakışmadığı, ayrıca hangi tarihli hava fotoğrafının incelendiğinin de rapor içeriğinden anlaşılamaması karşısında, sınır belirlemelerinin doğruluğunun tam olarak ortaya konulamadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, belirtilen eksik belgeler ilgili yerlerden getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra önceki bilirkişi dışında seçilecek harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, uygulama kadastrosu sırasında bir hata yapılıp yapılmadığı, hata yapılmış ise bu hatanın nereden kaynaklandığı ve doğru sınırın hangi hat esas alınarak belirlenmesi gerektiği, ayrıca uygulama kadastrosu sırasında belirtilen sınır tiplerinin doğru şekilde belirlenip belirlenmediği, somut olay çerçevesinde taşınmazların ara sınırının hangi sınır tipi esas alınarak belirlenmesi gerektiği gibi hususlar önemle gözetilmeli, taşınmazlardaki eksikliğin komşu taşınmazlardan kaynaklandığının anlaşılması halinde bu taşınmaz maliklerininde davaya dahil edilmesi gerektiği düşünülmeli ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ve asli müdahil vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 18.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.