Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/20269 E. 2013/4825 K. 14.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20269
KARAR NO : 2013/4825
KARAR TARİHİ : 14.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, İftira
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan zamanaşımı süresi içerisinde dava açılması mümkün görülmüştür.
Sanıklar …, … ve … … hakkında dolandırıcılık; sanık … hakkında iftira suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıkların katılanla bir süre konuştuktan sonra, sanık …’in katılana bölgede define bulunabilecek bir yer olup olmadığını sorduğu, katılanın da kendi tarlasına yakın bir yeri göstermesi üzerine sanıkların görünüşe göre bir takım araştırmalar yapıp söz konusu yerde define bulunabileceğini ancak gündüz kazı yapmanın çevrede görülebileceği kuşkusu nedeni ile tehlikeli olabileceğinden geceleyin söz konusu yerde kazı yapmaya karar vererek olay yerinden hep birlikte ayrıldıkları, sanıkların sonradan söz konusu yere gelerek antika izlenimi verilmiş deve heykelciğini gömdükleri, kararlaştırdıkları gibi geceleyin katılan … ve oğlu tanık … ile kazı yapılacak yere geldikleri, usulen yaptıkları kazı sonucu söz konusu deve heykelciğini buldukları, sanıkların katılanı kandıracak şekilde senaryo oluşturarak sevinç gösterileri yaptıkları, daha sonra birlikte katılanın evine gittikleri burada deve heykelciğinin çok değerli olduğu ve bunu yurt içinde pazarlayamayacakları konusunda katılanı ikna ettikleri, daha sonra sanık …’ın …’ta bulunduğunu söylediği bir arkadaşı ile cep telefonu görüşmesi yaparak katılana bulunan eserin …’ta çok yüksek fiyata satılabileceğini ancak alışveriş teminatı için 10,000 Dolar para gerektiğini söylediği, bu parayı aralarında toplamaya karar vererek katılandan payına düşen parayı istedikleri, katılanın ertesi gün temin ettiği 3,000 Usd, 1.000 Euro ve 300 TL parayı yanına alarak kendisini evinden alan sanıklar ile birlikte Bolu’ya hareket ettikleri, Bolu’da pasaport işlemeleri ve benzeri diğer bürokratik işlemler yapmak amacı ile Bolu Valiliği’nin önüne geldiklerinde katılanın parayı sanık …’a verdiği, sanık …’in işlemleri yapmak için araçtan indiği, katılan ve diğer sanık …’ün araba içerisinde bekledikleri, bu sırada sanık …’in katılanı diğer sanığın yanından uzaklaştırmak amacı ile katılanı … aradığı, onu yanına çağırdığı, sanık …’ın katılandan cep telefonunda bulunan fotoğraflar nedeni ile telefonunu istemesi üzerine katılanın dolandırıldığını anladığı, bunun üzerine sanık …’ın arabayı çalıştırarak katılanın yanından uzaklaştığı, sanıkların katılanın ihbarı üzerine polis görevlilerince yakalandığı, bu yakalama sırasında sanık …’ın, … … isimli gerçek şahsa ait ve üzerine kendi resmi yapıştırılmış nüfus cüzdanını ibraz ederek kendisini bu isimle tanıttığı olayda “dolandırıcılık” ve “iftira” suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık …’ın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK’nun 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, Ancak, dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın çok üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların, yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; sanıklar … ve …’e ilişkin hüküm fıkralarından sırasıyla; “100 gün”, “100 gün”, “2.000 YTL” ve “2.000 YTL” ibarelerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “5 gün”, “5 gün”, “100 TL“ ve “100 TL“ ibarelerinin; sanık …’a ilişkin hüküm fıkrasından “100 gün”, “83 gün”, “83 gün”, “1.660 YTL” ve “1.660 YTL” ibarelerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün”, “4 gün” , “80 TL“ ve “80 TL“ ibarelerinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, sanık …’a ilişkin İftira suçundan kurulan hükmün DOĞRUDAN ONANMASINA, 14/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.