YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/33483
KARAR NO : 2013/7059
KARAR TARİHİ : 21.03.2013
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Taksirle öldürme
Hüküm : 765 sayılı TCK’nın 455/2,son, 59/2, 40; 2918 sayılı Kanunun 119/2. maddeleri uyarınca mahkûmiyet.
Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık …’in kullandığı ticari taksiye, daha önceden tanıdığı ve hakkındaki hüküm kesinleşen …’ın yolcu olarak bindiği ve belirli süre seyir etikten sonra, aracı kullanmak isteğini ısrarlı şekilde sanık …’e ilettiği, bunun üzerine aracın direksiyonuna …’ın geçtiği, sanık …’nin de ön koltuğa oturduğu, saat 17.30 sıralarında, meskun mahalde, çift yönlü yolda seyir halinde iken, ehliyetsiz sürücü …’ın aracın direksiyon hakimiyetini kaybedip kaldırımda bulunan ölenler ve katılan …’e çarparak, 2 kişinin ölümüne 1 kişinin yaralanmasına neden olduğu olayda, …’ın araç kullanmayı bilmediğine dair bir tespit yapılmamış olması karşısında, sanık … ‘in aracın kullanılmasına izin vermesi şeklindeki eylem ile meydana gelen sonuç arasında uygun illiyet bağı bulunmadığından, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 21/03/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ:
Ticari taksi sürücüsü olan sanık …’in, aracına müşteri olarak aldığı arkadaşının ısrarı üzerine ticari taksiyi kullanmasına müsaade ederek, trafik kazasına sebebiyet vermesi sonucu iki kişinin öldüğü, bir kişinin yaralandığı olayda, sanığın kusurlu olduğu gerekçesiyle mahkumiyetine dair hüküm dairemizce “Sanığın aracı diğer sanığa vermesi ile meydana gelen eylem arasında illiyet bağı bulunmadığından sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi” gerekçesiyle bozulmuştur.
Biz aşağıdaki gerekçelerle hükmün onanması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.
1- Olayın suç tarihi 7.5.2000 dir. Bu tarihte yürürlükte olan Ceza Kanunumuza göre taksirin tanımı yapılmamış, ancak taksirin başlıca şekilleri açıklamıştır. Bunlar;
a) Tedbirsizlik,
b) Dikkatsizlik,
c) Meslek ve sana’atta acemilik,
d) Nizamat, evamir ve talimata riayetsizlik olarak gösterilmiştir.
Bunlardan tedbirsizlik, özensizce davranmak, belirli bir neticenin meydana gelmesine engel olabilecek gerekli önlemleri almadan ihmali bir tutum sergileyerek veya icrai bir davranışında kişileri özenli ve tedbirli olmaya zorlayan bir hukuki yükümlülüğe uyulmayarak, bu eylemle uygun nedensellik bağı kurulabilen somut bir olayda bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına neden olunması anlamına gelen bir taksir biçimidir.
Tedbirsizliğin taksir biçimi olarak sorumluluğa esas alınabilmesi için somut olayda faili tedbirli davranmaya zorlayan bir hukuki yükümlülüğün bulunması gerekir. Diğer yandan, tedbirsizliğin bulunup bulunmadığı değerlendirilirken, alınması gerekli önlemlerin nelerden ibaret olabileceğinin de belirlenmesi gerekir. Yargıtay, hukuki yükümlülüğü bulunan kimselerin tedbirsizliği bulunup bulunmadığını, yöredeki yaşam koşulları, çevrenin sosyoekonomik yapısı, örf ve adet, sanıkların eğitim ve kültür düzeyleri ile uğraşılarına göre değerlendirip somut olayda öngörülebilirlik unsurunun (nedensellik bağının) bu koşullara göre belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.
2- Sanık ticari taksi sürücüsüdür. Ticari taksi sürücüsü olması sebebiyle de sürücü belgesi vardır. Bu ve diğer özel şartları taşıdığı için şehir içinde ticari taksi kullanmasına izin verilmiştir. Dolayısıyla araç kullanırken tedbirli davranıp, aracının aynı zamanda başkaları tarafından kullanılmasına da müsaade etmeyerek, daha dikkatli ve tedbirli olması, 5237 sayılı TCK anlamında dikkat ve özen yükümlülüğüne uyması gerekirdi. Sanık zorunlu bir durum olmamasına rağmen tedbirsiz davranıp, özen yükümlülüğüne uymayarak, aracını kaza yapan ve mahkum olan, sürücü belgesi olmayan diğer sanığa vermekle kusurludur. Diğer sanık ta, tedbirsizlik, dikkatsizlik, meslek ve sana’atta acemilik, sonucu meydana getirdiği trafik kazasında kusurludur. Sanığın bu aracı kaza yapan diğer sanığa vermekle de uygun illiyet bağı oluşmuştur. Dolayısıyla sanığın kusurlu olduğu ve dikkat ve özensiz hareketi ile olay arasında da illiyet bağı bulunduğundan sorumludur.
Açıklanan bu nedenlerden dolayı, mahalli mahkemenin mahkumiyet kararının yerinde olduğu ve onanması gerektiğini düşündüğümüzden, sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyoruz.