Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/2219 E. 2013/8067 K. 30.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2219
KARAR NO : 2013/8067
KARAR TARİHİ : 30.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme, Hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları,sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.

Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dahil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin,hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda; katılan sanık …’ın gayri resmi birlikte yaşadığı … Çolak’ın alacağını istemek için, katılanlara ait eve geldiği, kapıyı açan katılan sanık …’nun anne ve babasının evde olmadığını daha sonra gelmesini söylediği, sanık …’ın “ben paramı almadan gitmem” diyerek bağırmaya başladığı, Ebru’nun “sessiz olun rezil oluyoruz” dediği, ancak Şükran’ın bağırmaya devam ettiği, bunun üzerine Ebru’nun “öyleyse otur kapının önünde bekle” diyerek kapıyı kapattığı, sanık …’ın kapıya tekme ve yumrukla vurmaya başlayıp kapı kilit kısmını kırdığı, Ebru ve yanındaki kardeşi Emine’ye “senin anneni benim kocam s…, ben kızlarımı sizler gibi süsleyip püsleyip s… göndermiyorum, sen git orospuluk yap, orospu kaşar” diye bağırdığı, Ebru’nun da tepki olarak kapının arkasından “tüm bunları sen yapıyorsun, orospu kaşar” dediği olayda; katılan sanık …’nun Şükran’a kapının arkasından “tüm bunları sen yapıyorsun, orospu kaşar” sözlerini, apartman içinde bağırıp kapıyı tekmeleyen ve kendisine ve kardeşine “senin anneni benim kocam s…, ben kızlarımı sizler gibi süsleyip püsleyip s… göndermiyorum, sen git orospuluk yap, orospu kaşar” diyerek hakaret eden ve kapıya zarar veren sanık …’a karşılık olarak söylemesi nedeniyle CK’nun 129/3. ve CMK’nun 223/4-a maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, katılan sanık …’ın eylemlerinin ise mala zarar verme ve hakaret suçlarını oluşturduğuna dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
5237 sayılı TCK’nın 51/7.maddesi kapsamında, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi sebebi ile ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine dair karar verilebilmesi için ikinci suça ilişkin mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi ve yapılacak bildirim ile asıl dosya yeniden ele alınarak erteli cezanın kısmen veya tamamen infazına dair karar verilmesi mümkün iken, önceki mahkumiyetine ilişkin erteli cezanın kısmen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, katılan-sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, “takdiren 2. suçun işlendiği 10.5.2010 tarihi ile denetim süresinin sona ereceği 15.09.2010 tarihleri arasında kalan 4 ay 5 günlük sürenin TCK 51/7.maddesi gereğince infaz kurumunda çektirilmesine” ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “sanığın erteli cezasının denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi sebebi ile hükmün kesinleşmesinin ardından ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine dair karar verilebilmesi için dosyasına bildirimde bulunulmasına” cümlesi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.