YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25155
KARAR NO : 2013/9990
KARAR TARİHİ : 29.05.2013
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hırsızlık suçunda; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten … tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Sanık hakkında, deterjan bittiğini alıp geleceğini söyleyerek aynı … yerinde birlikte çalıştığı katılandan motosiklet ve cep telefonunu alarak bir daha geri gelmemek suretiyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada,
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.06.2012 gün ve 2011/15-440 E; 2012/229 K sayılı kararında da belirtildiği gibi, sanığın, kullanıp kısa sürede iade edilmek üzere, şikayetçi tarafından zilyedliği devredilmeksizin kendisine verilen cep telefonunu ve motorsikleti geri vermeyip olay yerinden uzaklaşmaktan ibaret eyleminin “hırsızlık” suçunu oluşturduğu ve delilleri değerlendirme yetkisinin üst dereceli Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla güveni kötüye kullanma” suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.05.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Katılan ile aynı işyerinde çalışan sanığın, işyerinde deterjanın bitmesi üzerine, marketten deterjan alıp gelmek amacıyla katılanın motosiklet ve telefonunu emanet olarak alıp bir daha geri dönmediği şeklinde tanımlanan ve kabul edilen olayda; sanığın güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmün, “eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğu” gerekçesiyle “bozulmasına” dair sayın çoğunluğun kararına katılmam mümkün değildir.
Sayın çoğunluğun dayandığı Ceza Genel Kurulu Kararında da belirtildiği üzere;
Türk Ceza Kanununun 155. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçu; “başkasına ait olup da muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde kendisinin veya başkasınınyararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmak veya bu devir olgusunu inkar etmek” olarak tanımlanmıştır.
Zilyedlik kavramı ise; 4721 sayılı Medeni Kanunun 973. maddesinde; “bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir” şeklinde tanımlanmaktadır.
Güveni kötüye kullanma suçunda malın teslimi, belirli bir biçimde kullanılmak için hukuka ve yöntemine uygun, aldatılmamış özgür bir iradeye dayanılarak tesis edilmektedir. Malın sahibi ve zilyed arasında bir sözleşme ilişkisi mevcut olmalı ve bu ilişkinin gereği olaraktaraflar arasındaki güven korunmalıdır. Mevcut sözleşme ilişkisiyle bağdaşmayan kasıtlı tasarruflar ve devir olgusunu inkar, cezai yaptırım altına alınmıştır. Mağdur ile fail arasında hukuken geçerli bir sözleşme ilişkisi yoksa usulüne göre yapılmış bir teslimden söz edilemeyeceğinden bu suç oluşmayacaktır.
Hırsızlık suçu ise aynı Kanunun 141. maddesinde; “zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malın kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alınması” olarak tarif edilmiştir.
Hırsızlık suçunun temel özelliği; malın fail tarafından bulunduğu yerden alınmasında mağdurun rızası olmadığı halde, güveni kötüye kullanma suçunun özelliği; mağdurun aldatılmamış ve özgür iradesi ile malı teslim etmesidir.
Görüldüğü üzere; çoğunluğun kararına emsal olarak gösterilen Genel kurul Kararı hırsızlık suçu yönünden mevcut olayla örtüşmemektedir.
Ceza Genel Kurul Kararında yer alan bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; katılana ait motosiklete markete gidip gelirken binmek ve bu süre içerisinde telefonu kullanmak için sanık ile katılanın anlaştığı, anlaşma süresince amacına uygun olarak serbesçe tasarrufta bulunması amacıyla ve aldatılmamış iradesiyle katılan tarafından suç konusu eşyalar sanığa teslim edilerek zilyed kılındığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla sanğın eylemi hırsızlık suçunun unsurlarını taşımamaktadır. Aksine, yasada tanımlanan güveni kötüye kullanma suçunu oluşturan tipik fiil ve suça ait unsurlar gerçekleşmiş bulunduğundan sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün onanması yerine, eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulması isabetli olmadığından sayın çoğunluğun görüşüne karşıyım.
…
… Ceza Dairesi Üyesi