Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/987 E. 2013/14933 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/987
KARAR NO : 2013/14933
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, … ilinde eski adliye sarayında temizlik işlerinde çalışan tanık … Uysal aracılığıyla tanıştığı katılan …’a Devlet Personel Başkanlığı ve Yargıtay’da tanıdıkları olduğunu, katılan …’nın kardeşi olan …’ı Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğü’ne yerleştirebileceğini söylediği, sanığın söylediklerine inanan katılanın sanığı …’da yaşayan kardeşi … ve babası …’a yönlendirdiği, sanığın … iline giderek işe yerleştirme bahanesi ile … ve …’dan 5.000 TL para istediği, katılan … ve …’ın sanığa 2.000 TL para verdikleri kalan tutarı ise işe yerleştikten sonra ödeyeceklerini söylediği, bu olaydan iki gün sonra sanığın …’ya geldiği, katılan …’ya 1.000 TL lazım olduğunu söyleyerek katılandan aldığı, sanığın bu paraları aldıktan sonra katılanları oyalamaya başladığı, sanığın adli emanetin 2009/3959 sırasında kayıtlı
hukuken sonuç doğurmaya müsait olmayan …’ın sözde ataması ve yerleştirilmesine ilişkinin yazının adresine gönderileceğine dair bilgi yazısını içeren 22/10/2008 tarihli yazı aslını elden …’a verdiği, daha sonra telefonlarını da değiştirerek izini kaybettirdiği olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün” ve “2400 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.